pandoroma 49

1-Bana sorarsanız blog yazarken kişinin en büyük referansı kendisi olmalı… Kendi içine danışmalı… Bu yazı güzel oldu mu değil, içime siniyor mu sorusu sorulmalı…

Hani derler ya söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı diye, bu blog işi de azıcık öyle…

Bazen çok şey anlatmak istersiniz, ilhamınız da bolsa yazarsınız da, yazı yeni olduğu için beğenirsiniz de, belki blogunuzda bile yayınlarsınız. Fakat sonra zaman geçer, yeni yazının parlaklığı gider ve yazdığınız yazının çok da içinize sinmediğini farkedersiniz.

Eğer bir yazının içinize sinmediğini farkederseniz ne kadar yorum ya da beğeni alırsa alsın, yine de silmekten çekinmeyin…

Bu konuda hep şöyle düşünürüm:

“Eğer ben şu anda ölsem, yazdığım yazılar bana nur mu olur yoksa azap mı olur?”

Böyle düşünürseniz, daha kolay karar verirsiniz…

2- Kendinizle ilgili fazla bilgi vermeyin. En çok bu konuda zorlandım sanırım. Çünkü yazıları içimden geldiği gibi yazıyorum dolayısıyla yazılar da kişisel oluyor (mesela bu yazıda da aslında kendimle ilgili farkında olmadan birçok bilgi vermiş olabilirim), bu hususa da dikkat…

**Bu sebepten çok sevdiğim onlarca yazımı sildim blogdan… Zaten kırpa kırpa blogumuzda pek bir yazı da kalmadı zaten…

3- Eğer yapabiliyorsanız kendinize bir editör bulun… Eğer gerekli şartları taşıyorsa bu editör anneniz, babanız, kuzeniniz vb de olabilir. Yazınızı yazdıktan sonra daha yayınlamadan editörünüze okutun, o da size yazının bloga uygun olup olmadığını ya da yazıda yapılabilecek değişiklikleri söylesin. Yeni yazınızın eleştirilmesi her ne kadar hoşunuza gitmese de bu durumun, uzun vadede daha kaliteli bir bloga sahip olmanızı sağlayacağını unutmayın…

Şimdilik bu kadar,

by pandoroma