Cık cık cık..Bir zamanlar

 

**Aslına bakarsanız bu yazıyı bundan yaklaşık 2 sene önce bu blogda yazmıştım. Yazım hüzünlü olmasına rağmen çok güzel tepkiler de almıştım fakat yakın bir süre önce bu yazımı silmiştim. Belki de blogumda hep mutlu yazıların olmasını istemiştim. Gel gelelim hayat öyle değil, bazen mutlu bazen ise hüzünlü günlerimiz oluyor, bundan dolayı bu hüzünlü yazı blogumuzda yer edinmeyi hak ediyor 🙂

 

ÖZGÜRLÜĞÜN FOTOĞRAFI: Başörtüsü Mağduru Olmak

Bir Anadolu Lisesinde son sınıf öğrencisiyim ben,bu sene son senemiz olması sebebiyle sınavlar  kadar yıllık ve yıllık için çekilecek fotoğraflar da sınavlar kadar aklımızda.Eh dört senemizin geçtiği okul ve arkadaşlarımızla fotoğraf çektirmek benim gibi pek fotoğraf çektirmeyi sevmeyen birine bile cazip geliyor.

Benim hakkımda bilmeniz gereken bir husus daha  var.Başörtülü bir öğrenciyim ben.Yani YGS’den daha çok YGS’ye bizi başörtülü alacaklar mı diye düşünenlerdenim. Her gün okula giderken başörtüme laf atan “özgürlükçü öğretmenlerimizi” görmezden gelmeye çalışan yüzlerce liseliden sadece bir tanesiyim.

Aslında kurallara pek uymayan biriyim.Ama sadece başörtüme laf  gelmesin diye derslere hiç başörtülü girmedim.Ama boş da durmadım,bakanlıklara bir son sınıf öğrencisi olarak yaptıklarının özgürlüğe aykırı olduğunu bildiren mailler attım ve atmaya devam edeceğim.Ama bugün  bu yaptıklarımında bir eksiklik,yavaşlık olduğunu farkettim .

Ben başörtüme laf edenlere karşı hakkım olan bir şeyi ihmal etmişim.Başörtümü insafsızca dillerine dolayanlara ve bunları yüzüme karşı söyleyen öğretmenler hakkında dilekçe yazabilecekken  yazmamışım.Direk başörtülülere karşı bir yasak olmamasına rağmen bu konuyu düzgün araştırmadığımdan yasak deyip geçmişim,üzerinde durmamışım.

Ama bir DUR deme vakti geldi sanırım.Bugünkü ,okulda yaşadığım olay,belki de bunu görmemi sağlamıştır,kim bilir?İsterseniz bugünkü günüme bir göz atalım:

Bugün günlerden Cuma,sabahki başlangıç aşağı yukarı her günkü gibi,pek bir değişiklik yok.Ta ki öğle teneffüsünden sonra 12’ler  olarak toplu fotoğraf çekileceğimizi öğrenene kadar.Açıkçası fotoğraf çektirmek istememe rağmen pek sıcak bakmadım ve fotoğraf çektirmemeyi aklıma koydum.Çünkü eğer çekilirsem başım açık çıkacaktı ve ben yıllığımda böyle bir fotoğraf olmasını istemiyordum.Belki fotoğrafta ben olmayacaktım ama en azından başım açık bir şekilde de bulunmayacaktım.Başörtülüydüm ve öyle hatırlanmak istiyordum,hem belki okulda mecburen başımı açmam gerekiyordu ama neden herkesin gördüğü bir yıllıkta açık bir fotoğrafım olsundu ki?

Ben kararımı vermişken bir arkadaşım geldi ve isteyenlerin başörtülü bir şekilde fotoğraf çektirebileceğini söyledi.Bunu kimden öğrendiğini sorduğumda,müdürden izin aldığını söyledi.Eh arkadaşlarla güzel bir anıya, üstüne üstlük başörtülü olduğum bir fotoğraf karesinde bulunmaya asla hayır diyemezdim.Dersten çıkıp aşağıya indik.Diğer birkaç arkadaşımla birlikte lavoboya gidip başörtülerimizi bağladık.Herkes derste biz bahçede fotoğraf çekiliyoruz.Dersi asmak süper : ) Neyse 12’ler olarak fotoğraf çektirdikten sonra,sıra her sınıfın ayrı ayrı fotoğraf çektirmesine geldi.O sırada diğer sınıflar fotoğraf çektirirken,ben sıranın kendi sınıfıma gelmesini bekleyip, arkadaşlarımla konuşuyordum.Birden  hafif sert bir iteklemeyle birisi sırtıma dokundu.

Arkamı döndüm.Dönmemle biyoloji hocamızın yüzündeki o (ezici mi desem, şok olmuş mu desem, kendini beğenmiş mi desem ) garip ifadeyi gördüm.Bana kafandaki ne öyle dedi.Ben de toplu olarak fotoğraf çektirdiğimizi,şuan derste olmadığımızı ve bu sebepten dolayı Müdür Bey’in başımız örtülü bir şekilde fotoğraf çektirmemize izin verdiğini söyledim. Bana asılsız gelen bir sürü ideolojik ve fazlasıyla önyargılı cümleler kurdu(Aynı görüşleri paylaşmasam da herkesin özgürlük anlayışına,düşüncelerine saygım var.Ama unutulmamalı ki:Bizim özgürlüğümüz karşımızdaki kişinin özgürlüğüne gelinceye kadardır,eğer sınırı aşarsan bu özgürlük değil taciz olur).Sonra da müdüre gidiyoruz dedi.

Neyse laftan ve özgürlükten anlamayan sevgili biyoloji hocamla birlikte müdürü aramaya başladık ama bakın ki müdürü bulamadık.Müdürü bulamayan ve beni müdürün gözleri önünde rencide etme ve diğer öğrencilerin gözleri önünde “taşlayamamanın” verdiği hınçla başladı aramızda bir söz düellosu(Aslında bu tek kişilik bir düelloydu):

Biyo:Okulda başörtülü bir şekilde duramazsın,Yasaaaak!Hem bu kişisel değil,bunu kişisel olarak algılayamazsın,benim annem de kapalı.Bunu başındakine indirgeme,sen zaten buna takılıp kalmışsın.Müdür izin vermiş olabilir,zaten gidip ona da hesap soracağım!…Bla bla bla(Tabi bu arada benim ruh halimi anlamak için hocanın ses tonunu duymanız,mimiklerini görmeniz ve beni arkadaşlarımın yanındaki düşürdüğü duruma tanık olmanız gerekir. )

Ben:Öncelikle şuan derste değilim.Okulun içinde veliler,misafir öğrenciler de bulunabiliyor.Onlar okul kurallarına uymak zorunda değiller,tıpkı benim şuan bulunduğum durum gibi.Bu durumda benim de fotoğraf çektirip gidecek bir öğrenci olma olasılığım aklınıza gelmiyor mu,bu durumda okul kuralları benim için de  geçerli olamaz çünkü derste değilim. Derste olsam bile kapalı derse girmemekle ilgili bir tane bile yasa söyleyemezsiniz bana.Eğer kurallara bu kadar bağlıysanız neden başka okul kurallarına uymayanları değil de yalnızca beni gördüğünüzü merak ettim.Başörtüyü sizinle tartışıp polemiklere girme gibi bir derdim yok,o yüzden bu konuyu daha fazla konuşmak istemiyorum.Başörtüye takıldığımı bana mı söylüyorsunuz,pardon ama bahçede başörtüme takılıp bu konuşmayı başlatan sizsiniz.Sizin annenizin ya da bir başkasının başörtülü olup olmaması beni alakadar etmez,herkesin kendi seçimi.Bu konuyu da bireye indirgediğimi düşünmeyin.Eğer bireye indirgeseydim,size müdürden izin aldığımı söyledikten sonra bana neden inanmadığınızı sorgulardım.Ama bunu yapmadım.Eğer müdürle konuşmak istediğiniz bir şey varsa müdürle konuşabilirsiniz,ben iznimi almışım.Daha fazla konuşulacak şey kalmadı…

Bu muhabbet hocanın hafif alaylı olduğunu hissetsem de 2 defa benden özür dilemesiyle sonuçlandı.Ama benim için burada bitmedi.Okula ve bakanlığa dilekçe yazarak bu seviyesiz tavırlarından dolayı okuldan atılmasını isteyeceğim.Bunu kendim için yapmıyorum,eğer kendim için yapsaydım daha önce yapardım.Ben üç ay sonra okuldan  gidiyorum ama bundan sonra  başkaları(görüşü ne olursa olsun) bu şekilde seviyesiz tavırlara maruz kalsın istemiyorum.

Olaya geri dönersek,ben hocayla tartıştıktan sonra arkadaşlarımla konuşmama geri döndüm.Üzüldüm,kırıldım,rencide oldum ama kendimi de ezdirmedim.En azından elimden geleni yaptım,seviyemi de bozmamaya çalıştım.

Arkadaşımın sınıfının fotoğraf çektirme sırası geldi.Kendisi de başörtülüydü.Tam fotoğrafları çekilecekken sınıf hocaları(benim tartıştığım hocanın kankasıdır kendisi) “Durun” dedi.”Okul kıyafetine uygun giyinmeyenler çıksın!”…Kim çıktı dersiniz?Okul pantolonu yerine farklı pantolonlar giyenler mi,makyajlı olanlar mı yoksa etek boyu kısa olanlar mı?Hayır,hepsi bu resmin bir parçası olmaya devam etti,sıradan çıkan benim başörtülü arkadaşımdı.Ne kadar ironik değil mi?Bunun üzerine bir arkadaş daha çıktı sıradan…Başka da çıkan olmadı.”Arkadaşımız yoksa biz de yokuz” diyen ise hiç olmadı…Ama bu arkadaşımın yalnız olduğu anlamına gelmiyordu.Onların arkasından ben de gittim ama bu sefer gözyaşlarıma hakim olamayarak.Kendim için,arkadaşlarım için ağladım.Belki de zamanında üniversitelere giremeyen kardeşlerimizin yaşadıklarının benzerini ilk defa yaşadım,ilk defa  bu kadar somut bir eşitsizliğin içinde bulundum.Bulunmakla kalmadım bir de mağduru oldum.Aslında böyle mağdurlara ne mutlu,değil mi?

Ben gittikten sonra bir arkadaşımız olanları rehberlik hocasına anlatmış.Rehberlik hocası diğer hocaların böyle bir haklarının olmadığını söylemiş ve bizi savunmuş.Fotoğraf çekilme sırası bizim sınıfa geldiğinde bizim sınıftan bir arkadaş ağlamış ve eğer ben gelmezsem kendisinin de fotoğraf çekilmeyeceğini söylemiş.Bunun üzerine sınıf birbirine girmiş,beni aramışlar.Arkadaşlardan biri yanıma gelip,sen yoksan fotoğraf çektirmiyoruz dedi.Bunun üzerine onu ikna edip,fotoğraf çektirmeyeceğimi ve kendilerinin fotoğraf çektirmeleri gerektiğini söyledim.O gittikten sonra Rehberlik Hocamız geldi yanımıza.Müdür sizi çağırıyor,sakın üzülmeyin hemen yanına gidin dedi.Tabi bu olaylar olurken ben sürekli ağlıyorum.Gözler çeşme olmuş,yanaklar pesbembe…Biz müdürün yanına gittiğimizde sınıf hocamız vardı yanında.Hemen fotoğraf çektiriyorsunuz dedi müdür,bu sizin hakkınız dedi…Başınız dik dursun dedi sınıf hocamız,ağlamak yok dedi.Haydi marş marş fotoğraf çektirmeye gidiyoruz dediler.Ben de başörtülü arkadaşlarım yoksa ben de yokum dedim.Hemen hazırlandık.Bütün sınıf bizi bekliyordu.Diğer sınıflar tek kare fotoğraf çektirken biz sınıfça bir sürü fotoğraf çektirdik.Yanımızda özgürlüğümüzü savunan arkadaşlarımız,müdürümüz,öğretmenlerimiz vardı.Başörtülü arkadaşlarımı ve beni hep ortalarına aldılar.

O fotoğraflar…Gözlerim yaşlıydı belki,belki kalbimdeki hüzün yüzüme yansımıştı…Ne olursa olsun o fotoğraflar  ÖZGÜRLÜĞÜN FOTOĞRAFIYDI…

by pandoroma