00 pandoroma ders 3

 

MÜŞRİKLERİN HZ PEYGAMBER’E SUİKAST GİRİŞİMİ:

Mekkeli Müslümanların Medine’ye hicreti, Kureyşli müşriklerin kısa sürede işin ciddiyetini anlamalarını sağladı. Hz Peygamber’in hicret etmesi, onlar için büyük sorunlar doğurabilirdi. Darünnedve’de bir toplantı yapıldı ve Hz Peygamber’i öldürmeye karar verildi fakat Haşimoğulları kan davası yapmasın ve fidyeyi kabul etsin diye her kabileden güçlü bir kişinin seçilmesi kararlaştırıldı.

Suikast kararının alındığı sırada Hz Peygamber’e hicret izninin verilmesi Mekke’de mücadele etme imkanının sonuna dek kullanılıp, hicretten başka yol kalmadığını gösterir.

HZ PEYGAMBER’İN HİCRETİ:

Medine’ye hicret kararı Medine’de İslam’ın kök salmasıyla mümkün olmuştu. Medine, Hz Peygamber’in hicret yurdu olarak seçebileceği nadir yerlerden biriydi.

MEDİNE’NİN HİCRET YURDU SEÇİLMESİNİN SEBEPLERİ:

1- Mekke ile ilişkiyi tamamen koparmayacak bir yer olması ve Mekke ile ilişkilerin devam etmesine imkan verecek bir konumda olması

2-Medine’deki otorite boşluğu

3- Medine’de Peygamber’in ailesinin sıhriyet bağı olan Hazrec kabilesinin bulunması.

4- Nüfus potansiyeli bakımından Medine, Hicaz’daki en önemli yerleşim yerlerindendir. Tebliğ için uygundu

5-Medine Habeşistan gibi alternatiflerle karşılaştırıldığında Mekke’ye yakın sayılabilecek bir mesafede

6- Medineli Müslümanların desteği

MEDİNE’YE DOĞRU YOLCULUK:

Hicrete izin verilince Hz Peygamber, adeti olmadığı halde günün sıcak bir zamanında , Hz Ebu Bekir’in evine giderek onunla görüştü, kendisine hicret izninin verildiğini isterse kendisiyle birlikte gelebileceğini söyledi.

Hz Ebu Bekir 2 binek devesi satın alarak onları hazırlamıştı, birini peygamberimize hediye etmek isteyince, peygamberimiz ancak ücreti karşılığında  alacağını söyleyerek satın aldı, ve hicret yolculuğunu bu deve ile yaptı. Devenin adı: Kasvâ’dır.

Hicret kararı yalnızca Hz Ebu Bekir’in ailesi ve Hz Ali’ye duyurulmuştu. Yolculuk sırasında kendilerine rehberlik yapmak üzere Di’loğullarından müşrik olan Abdullah b Uraykıt’ı ücretle yol kılavuzu olarak tuttular.

Hz Peygamber ile Hz Ebu Bekir, üç gün sonra Sevr dağındaki mağarada buluşmak üzere yolda binek olarak kullanacakları develeri Abdullah b Uraykıt’a teslim ettiler.

Hz Peygamber yola çıkmadan önce Nekkelilerin yanında bulunan bazı emanetleri sahiplerine vermek üzere Hz Ali’ye teslim etti. Hz Ali kendisine verilen görevleri yerine getirdikten sonra Medine’ye gidecekti. Hz Peygamber Hz Ali’den gece yatağında yatmasını istedi. Hz Peygamber’i öldürmek üzere görevlendirilen Kureyşliler, gece evinin önünde pusu kurdular.

Müşrikler, kapının önünde beklerken Hz Peygamber yerden bir avuç toprak aldı ve üzerlerine serperek aralarından geçti. Onların arasından geçerken Yasin suresinin bir bölümünü okudu.

Müşrikler, sabah Hz Peygamber’in yatağında Hz Ali’nin kalktığını görünce şaşırdılar.

Hz Peygamber, Hz Ebu Bekir’in evine gitti. Onlar için Hz Ebu Bekir’in evinde yol hazırlığı yapılmıştı. Hz Peygamber ile Hz Ebu Bekir, gizlilik içine evin arkasındaki küçük bir kapıdan çıkarak oradan ayrıldılar. Mekke’nin güneyinde, şehre yaklaşık bir saatlik mesafedeki Sevr dağının tepesinde bulunan mağaraya gittiler.

HZ PEYGAMBER SEVR MAĞARASINDA

Müşrikler bütün aramalarına rağmen Hz Peygamber’i bulamayınca başına ödül koydular. Onu yakalayan ya da öldürene yüz deve verileceğini ilan ettiler. Bu sırada müşrikler, iz sürücüler yardımıyla Hz Peygamber’i yakalamaya çalışıyorlardı. İz sürücü Kurz b Alkame bazı müşrriklerle birlikte Sevr mağarasının kapısına kadar geldi. Müşrikler, mağaranın kapısında kendi aralarında Hz Peygamber’in yakınlarda olup olmadığını konuşuyorlardı. Bu sırada Hz Ebu Bekir’i bir telaş aldı; Hz Peygamber ise onu sakinleştirmeye çalışıyordu. Hz Ebu Bekir, mağaradan dışarıya bakıp müşriklerin ayaklarını görünce heyecanlanla , “Ey Allah’ın Resulü! Eğilip baksalar bizi görecekler!” dedi. Bunun üzerine Hz Peygamber , “Ey Ebu Bekir! Üçüncüleri Allah olan iki kişi hakkında ne zannediyorsun?” diye cevap verdi.

Hz Peygamber ve Hz Ebu Bekir Sevr mağarasında üç gece kaldılar. Bu sürede Hz Ebu Bekir’in oğlu Abdullah akşamları mağaraya gelerek müşriklerin konuşmalarını ve Hz Peygamber hakkında söylediklerini onlara naklediyordu. Gece mağarada kalan Abdullah, tan yeri ağarmadan yanlarından ayrılıp geceyi Mekke’de geçirdiği intibaını vermek için şehre dönüyordu.

Abdullah ayrıldıktan sonra Hz Ebu Bekir’in azatlısı ‘Âmir b. Füheyre mağaranın yakınlarına getirdiği koyunları peşinden sürerek onun ayak izlerini kaybettiriyordu. Sürü oraya gelince Hz Peygamber ile Hz Ebu Bekir, ihtiyaçları olan sütü de alıyorlardı. Sevr mağarasında üç gün kaldıktan sonra , üçüncü geecnin sabahında Abdullah b Uraykıt mağaraya geldi.

Hz Peygamber, peygamberliğin 14. yılı 1 Rebiülevvel Pazartesi günü, Hz Ebu Bekir, “Âmir b Füheyre ve yanlarında bulunan kılavuzla birlikte yola çıktı.

SÜRAKA B MALİK’İN HZ PEYGAMBER’İ YAKALAMA GİRİŞİMİ

Kureyşlilerin Hz Peygamber’i ölü ya da diri yakalayana ödül verecekleri haberi, Müdlicoğullarının bulunduğu bölgede de duyulmuştu. Hz Peygamber yola çıktıktan sonra Salı günü Müdlicoğullarının bölgesi olan Kudeyd’e ulaştı. Süraka b Malik, kabilesi olan Müdlicoğullarından bazı adamlarla otururken, yanlarına gelen birisinden, Kudeyd’in sahiline yakın bir yerden geçen birkaç kişinin varlığını duyunca bunların Hz Peygamber ile arkadaşları olduklarını anladı. Adama göz kırparak susmasını istedi. Zira Hz Peygamber için belirlenen ödülü tek başına almak istiyordu. Kısa bir süre daha oturduktan sonra evine gitti. Zırhını giyip, silahını kuşanarak yola çıktı. Amacı Hz Peygamber’i yakalayıp Kureyşlilere teslim ederek yüz develik ödülü almaktı.

Süraka’nın geldiğini gören Hz Ebu Bekir, tedirginlik içinde, Ey Allah’ın Resulü! Yanımıza kadar gelindi!” dedi. Hz Peygamber mağarada söylediği sözleri tekrar etti: “Tasalanma ! Allah bizimledir.”

Süraka, Hz Peygamber’in bir şeyler okuduğunu duyacak kadar yakınlarına gitti. Bu sırada atının ön ayakları kuma batmaya başladı. Süraka atından düştü; atını hareket ettirmeye gayret etse de başarılı olamadı.

Karşılaştığı olaylar karşısında hayretler içerisinde kalan Süraka , Hz Peygamber’in diğer insanlardan farklı bir özelliğinin olduğuna inandı. Peygamberimizedn eman diledi,atı kurtuldu. Daha sonra peygamberimize yardımcı olmaya başladı. Enes b Malik’in dediği gibi:

“Süraka günün başında Allah’ın Elçisi aleyhine çalışan,onun canına kasteden bir kimse iken, günün onunda onun hayatını savunan bir silah olmuştu!” (Buhari)

BÜREYDE B HUSAYB’IN MÜSLÜMAN OLMASI:

Hz Peygamber’le yolda karşılaşanlardan biri Eslem kabilesinin liderlerinden Büreyde b Husayb idi. Hz Peygamber’i yakalamak için bir müfrezeyle önünü kesti; ancak kendisiyle bir süre sohbet ettikten sonra Resulullah’ın çağrısına olumlu cevap vererek Müslüman oldu. Daha sonra mızrağına bağladığı sarığıyla Hz Peygamber’e sancak açarak arazilerinden çıkıncaya kadar ona refakat etti.

HZ PEYGAMBER KUBA’DA

Medineliler, Hz Peygamber’in hicret etmek üzere yola çıktığını öğrenince her gün sabah namazını kıldıktan sonra yüksek bir yere çıkıp Resulullah’ın gelişini gözetler, sıcaklık epey artıncaya kadar orada beklerler; gelmediğini görünce de bir gün sonra tekrar gelip beklemek üzere evlerine dönerlerdi. Hz Peygamber’in Kuba’ya ulaştığı gün de sıcaklık şiddetleninceye kadar beklediler; daha sonra da evlerine gittiler. Bu sırada Resulullah’ı kendisine ait hisardan gören bir Yahudi, yüksek sesle bağırarak Müslümanlara bekledikleri kervanın gelmekte olduğunu haber verdi. Bunun üzerine Müslümanlar tekrar toplanıp şehir dışına çıkarak Hz Peygamber’i karşıladılar.

Hz Peygamber, 8 Rebiülevvel Pazartesi(20 Eylül 622) günü Medine yakınlarındaki Kuba’ya , ‘Amr b ‘Avfoğullarının yanına ulaştı. Orada Külsûm b Hidm’in evine misafir oldu. Kuba’da bulunduğu sırada , Müslümanlarla sohbet etmek amacıyla Sa’d b Heyseme’nin evine giderdi. Bekar olan Sa’d’ın evi, bekar Muhacirlerin kaldığı bir yerdi.

Hz Peygamber Pazartesi gününden Cuma gününe kadar Kuba’da kalarak Cuma günü yola çıktı. Bu arada Hz Ali, Mekke’de üç gün kalmış; Resulullah’ın verdiği emanetleri sahiplerine iade ederek yola çıkmış ve Hz Peygamber’e Kuba’da yetişmişti.

Hz Peygamber Kuba’dan Yesrib’e giderken Salim b Avfanoğullarının arazisinde Ranuna vadisinde ilk Cuma namazını kıldırdı.

HZ PEYGAMBER MEDİNE’DE:

Hz Peygamber, Kuba’dan hareket etmeden önce dayıları Neccaroğulları’na haber göndermiş ; onlar da kılıçlarını kuşanarak gelmişlerdi. Resulullah devesine binerek Ebu Bekir’i terkisine aldı; etrafında Ensar ve Neccaroğulları olduğu halde şehre girdi. Hangi kabilenin mahallesinden geçtiyse yanlarında kalmasını teklif ederek ona her türlü desteği sağlayacaklarını söylediler. Ancak Resulullah, devesinin yolunu açmalarını, deveye nereye çökeceğinin emredildiğini söyledi. Resulullah’ın devesi, Neccaroğullarından Sehl ve Süheyl adlı iki yetim kardeşe ait olan araziye çöktü.

Hz Peygamber, Medine’ye girişinden itibaren evinde kaldığı Ebu Eyyüb Halid b Zeyd, Hazreti peygamber’e hizmet etmek için azami derecede özen gösterdi. Resulullah’ı evinin ikinci katına yerleştirmek istediyse de o bunu kabul etmedi. Hz Peygamber, ev sahiplerinin rahatsız olmaması için elinden gelen gayreti gösteriyordu. Bu arada Neccaroğulları, Hz Peygamber’e nöbetlşe yemek götürüyorlardı.

Mescid’in inşaasından sonra Hz Peygamber, azatlıları Zeyd b Harise ile Ebu Rafi’i Mekke’ye göndererek ailesini getirtti. Hz Peygamber bunun için Hz Ebu Bekir’den 500 dirhem borç almış; ayrıca kendilerine iki deve vermişti. Hz Ebu Bekir de oğlu Abdullah’a haber göndererek ailesini Mekke’den getirmesini istedi.

Zeyd b Harise, Hz Peygamber’in hanımı Sevde, kızları Fatıma ve Ümmü Külsûm’ü, kendi hanımı Ümmü Eymen ve oğlu Üsame’yi Medine’ye götürdü. Mekkeliler şehirden ayrılmalarına engel olmadılar. Zeyd, Hz Peygamber’in diğer kızı Zeyneb’i Medine’ye götüremedi; zira o zamanlar müşrik olan kocası Ebü’l- ‘As b Rebî tarafından alıkonulmuştu. Hz Ebu Bekir’in oğlu Abdullah ise annesi Ümmü Ruman, kız kardeşleri Esma ve Aişe’yi Medine’ye götürdü.

Hz Peygamber’in Medine’ye gidişi Kureyşlileri çok rahatsız etti, bunun üzerine Abdullah b Übey’e tehditkar bir mektup yazdılar. İbn Übey mektubu Medinelilerle müzakere ederken Hz Peygamber’in bundan haberi olmuş; Abdullah’a giderek böyle bir durumun meydana gelmesi halinde kendilerinin zararlı çıkacaklarını hatırlatmıştır.

HİCRETİN SONUÇLARI

1- Hazreti Peygamber hicret ederken bütün olanaklarını kullanarak ve gizlenmek suretiyle bu yolculuğu gerçekleştirmiştir. İşlerinde gereğince davranmaları gerektiğini hayatında göstermiştir.

2- Hicret Hazreti Peygamber’in Ashabının fedakarlığını gösteren olaylardan birisidir.

3- Mekke’de zayıf olan Müslümanların izzet bulmasının dönüm noktasıdır.

4- İslam’ın kitlelere ulaşmasının önündeki engeller büyük ölçüde Hicret ile birlikte ortadan kalkmıştır.

5- Hicret olayı , İslam tarihine Muhacir ve Ensar kavramını kazandırdı.

6- Hazreti Peygamber , Hicretin hemen ardından Muhacirlerle Ensar arasında kardeşleştirmeyi gerçekleştirdi.

7- Resulullah döneminde ve sonraki üç halife döneminde Medine İslam dünyasının merkezi oldu.

8- Hicretle beraber Evs ve Hazrec arasındaki düşmanlık yerini İslam kardeşliğine bıraktı.

9- Hicretten kısa bir süre sonra Resulullah, Yahudilerle Medine sözleşmesini imzaladı. Böylece onları İslam ümmetinin yanında kendi değerlerini koruma ve yaşama hakkına sahip , ayrı bir ümmet olarak kabul etti. Yahudilerle yapılan bu anlaşma Medine devrinin temelini attığı gibi Yahudileri de bu devletin en önemli unsurlarından biri haline getirdi; ancak barış havası uzun sürmedi ve Yahudi kabilelerinin ihanetleri onların Medine’deki varlıklarının da sonu oldu.

10- Hicrete kadar Hz Peygamber ile yürüttükleri mücadelede önemli bir başarı elde edemeyen müşrikler, bundan sonra daha çetin bir mücadeleye girdiler. Önceden bu durum Kureyş’in iç sorunuyken olay daha geniş bir alana yayılmış ve müşriklerin işi zorlaşmıştır.

11- Medine’ye göç eden Müslümanlar Mekke’deki müşriklerle mücadele ederken onlara ekonomik açıdan zarar verebilme imkanı buldular. Zira Medine, Mekkelilerin Şam ticaret yolu üzerinde bulunan bir yerleşim yeriydi.

**Hz Peygamber’in Medine’ye hicreti , dünya tarihinin dönüm noktalarından biridir. Hz Peygamber’in yetiştirdiği samimi Müslümanlar, onun vefatından sonra yaklaşık 10 yıl içinde, o gün bilinen dünyanın önemli bir bölümüne İslam mesajını ulaştırmayı başardılar. Hicretin öneminin farkında olan ilk Müslümanlar, Hz Ömer döneminde hicreti tarih başlangıcı yaparak, onun hak ile batılın arasını ayıran bir dönüm noktası olma özelliğini tescil ettiler.

 

3.ÜNİTE’NİN SONU

by pandoroma

Reklamlar