000 pandoroma

 

HİFU’L-FUDU’L CEMİYETİNDE BULUNMASI

Mekke’de yaşanan olaylar artık haram ayları dahi tanımıyordu, şehir güvenir olmaktan uzaklaşmıştı. 

Peygamberimizin de içlerinde olduğu bir toplantı yapıldı.(Abdullah b Cüd’an’ın evinde) Peygamberimiz toplantıya amcası Zübeyr b Abdülmuttalib ile katıldı. Çağrılanlar arasında Hilfü’l Ahlaf dan kimse yoktu. Toplantıda hazır bulunanlar uzun tartışmalardan sonra haksızlığı önlemek için yemin ettiler ve bu iş için gönüllülerden oluşacak bir grup kurmayı kararlaştırdılar.

Bu harekete “Erdemli İnsanların Yemini” anlamında “Hilfü’l-Fudul” adı verildi. HF mensupları toplantıdan sonra Kabe’ye gidip Haceru’l-esved’i yıkadılar ve bu mukaddes sudan teker teker içtiler. HF’nin ilk icraatı topluca Âs b Vail’in yanına gidip Zübeydli tacirin hakkını geri almak ve mazluma hakkını iade etmek oldu. Yemin yapıldıktan sonra yeni katılıma açık olmayan bu antlaşma İslam döneminde de bir süre devam etmiş ve son mensubunun ölümüyle tarihe karışmıştır.

TİCARETLE UĞRAŞMASI VE SEYAHATLERİ

Peygamberimiz sav de Mekke’deki birçok Kureyşli gibi ticaret ile meşgul olmuştur. Kumaş ve tahıl ticaretiyle uğraşan Ebu Talib’e yardım amaçlı ticart hayatına başlamış ve amcasının yaşlandığı yıllarda kendisi ticarete devam etmiştir. Güvenirliği dolayısıyla “Muhammedü’l Emin” veya “el-Emin” ünvanıyla bilinmekteydi. 

Mekkeli tacirlerden Kays b Saib Hz Muhammed sav ile birçok ticari iş yaptığını ve ondan daha iyi bir ortağa rastlamadığını belirterek şöyle demiştir:

“O ticari bir yolculuğa çıkacağı zaman kendisine bazı işleri havale ettiğim olurdu. Seyehatten döndüğünde benim tamamen memnun kalacağım bir şekilde hesap görmeden kendi evine çekilip gitmezdi. Buna karşılık ben seyahate çıktığımda bana bir iş havale ederse, dönüşümde , herkes bana kendi işleri ile ilgili hususları sorup dururken, o bana sadece sağlık ve afiyette olup olmadığımı sorardı.”

HZ PEYGAMBER UKAZ FUARINDA

Hz. Peygamber’in peygamberliğinden önce katıldığı fuarlardn bir tanesidir. Bu fuarda İyad kabilesinden Kus b Saide meşhur konuşmasını yapmıştır. (Blogda bu konuşmayı bulabilirsiniz).

Hz. Peygamber sav Kus b Saide’yi sorunca vefat ettiğini söylemişler bunun üzerine peygamber sav tevhid inancına vurgu yaptığından bu konuşmayı çok beğendiğini fakat ezberleyemediğini söylemiş, Ukaz fuarına gitmiş olan Hz Ebubekir hutbeyi ezbere okumuştur.

Hz. Peygamber tekrar dinlediği bu hutbeyi tasvib etmiş ve Kus hakkında: “Allah Kus’a rahmet eylesin. Kıyamet gününde onun ayrı bir ümmet olarak diriltileceğini umuyorum” demiştir.

HZ. HATİCE İLE EVLİLİĞİ VE MUTLU YUVA

Hz. Hatice, Kureyş’in ileri gelenlerinden Huveylid b Esed’in kızı olup soyu dedelerinden Kusay’da Hz. Muhammed’in nesebi ile birleşir. Babası Hüveylid Ficar savaşından önce ölmüştü. Annesi Fatıma bint Zaide(Zeyd) olup bu kanaldan soyu da Lüey b Galib’de Resulullah’ın soyu ile birleşmektedir. Hz. Peygamber’den önce 2 evlilik yapmış olan Hz. Hatice soylu, güzel ve zengin bir hanımdı. O ilk evliliğini Ebu Hale Hind b Nebbaş b Zürare et-Temımı ile yapmış ve bu evlilikten Hz Peygamber’in şemaline dair rivayetleriyle tanınan ve onun terbiyesinde yetişen Hind adlı oğlu doğmuştu. Ebu Hale’nin ölümünden sonra Atik (Uteyyik) b Abid(Aiz) el-Mahzumi ile evlenmiş; bu evlilikten de Hind adlı bir kızı dünyaya gelmiştir. Hz Hatice ikinci kocasının ölümünden sonra Kureyş’in ileri gelenlerinden evlilik teklifleri almakla birlikte olumlu cevap vermemekte, güvenilir bulduğu kimselerle ticaret yaparak yaşamını sürdürmekteydi. İffeti ve Güzel ahlakı sebebiyle “Tahire”, ticaretle meşguliyeti dolayısıyla da “Tacire” diye anılmaktaydı. 

Hz. Hatice bir tavsiye üzerine Hz Muhammed sav ile bir ortaklık antlaşması yaptı ve kölesi Meysere ile birlikte ticaret kervanını Suriye’ye götürmesini istedi. 

Bu seyehat esnasında Hz Peygamber’i yakından yakından tanıma imkanı bulan Meysere, Hz Hatice’ye peygamberimizden övgüyle bahsetti. 

Hz Hatice bir süre sonra Hz. Muhammed ile ilgili hislerini Nefise bint Ümeyye(Münye) ile paylaştı. ve ondan, uygun bir şekilde kimseye belli etmeden Hz. Muhammed ile görüşüp bu husustaki fikrini yoklamasını istedi. 

Adet olduğu üzere Peygamberimizin amcası Ebu Talip, Hz Hatice tarafından da Amr b Esed ve Varaka b Nevfel konuşma yaptı.

Bu sırada Hz. Peygamber’in 25, Hatice’nin de kırk yaşında olduğu kaydedilmektedir.

Peygamber Efendimizin Hz. Hatice ile evliliğinden iki erkek ve dört kız çocukları dünya’ya geldi. Erkek çocukları Kasım ve Abdullah, kız çocukları da Zeynep, Rukkiye, Ümmü Gülsüm ve Fatımatü’z- Zehra’dır. Peygamberimizin Hz Hatice’den olan çocukları peygamberlikten önce dünyaya gelmiştir.

Peygamber Efendimizin Hz Hatice ile olan evliliğinden olan bütün çocuklarına halası Safiye bint Abdülmuttalib’in azatlı cariyesi Ümmü Rafi’Selma ebelik yapmıştır. Hz. Peygamber akika kurbanı olarak erkek çocukları için 2, kız çocukları için de birer koyun kesmiştir. 

Hz Peygamber’in erkek çocukları Kasım ve Abdullah küçük yaşta vefat etmiş, kızları peygamberlik dönemine ulaşıp müslüman olmuş ve Medine’ye hicret etmişlerdir. Resulullah’ın Hz Fatıma haricindeki bütün çocukları kendisinden önce vefat etmiştir.

**Hz Hatice ile evliliği sırasında Hz Peygamber, amcası Abu Talib’in maddi sıkıntılarını hafifletmek için o sırada beş yaşında olan oğlu Ali’yi yanına almış ve bakımını üstlenmiştir. Hz Peygamber’in ailesine Hz Ali’den başka bir kişi daha katılmıştır. Bu Hazreti Hatice’nin kendisine hediye ettiği ve onun da hürriyetine kavuşturup evlatlık edindiği Zeyd b Harise’dir.

KABE HAKEMLİĞİ

Hz Muhammed sav 35 yaşındayken Kureyşliler Kabe’yi tamire karar verdiler. çünkü Kabe yangın, sel baskınına maruz kalmıştı ayrıca üstü açık olduğundan hırsızlığa açıktı, ki hırsızlık vakaları olmuştu. 

Kabe tamir edilecekti fakat malzemeye ihtiyaç vardı. O arada Bizans gemisinin Cidde yakınlarındaki Şu’aybe limanında karaya oturduğu haberi Mekke’ye ulaştı. Velid b Mugıre ve arkadaşları Şu’aybe’ye giderek geminin kerestelerini satın aldıkları gibi gemide bulunan marangoz ve inşaat ustası Bakum er- Rumi’yi de Kabe’nin tamiri için Mekke’ye davet ettiler.

Tüm Kureyş kabileleri aralarında kura çekerek tamir için işbölümü yaptılar. Herkes malzeme teminine yardımcı olmak adına belli bir katılma payı ödeyecekti. İnşaata başlandı, Hz. İbrahim2in attığı temellere kadar inildi. Kureyşliler yeni taş toplayıp bu temel üzerine bina etmeye başladılar. Peygamber Efendimiz de bu tamire katıldı ve amcası Abbas’la birlikte taş taşıyıp yardımcı oldu.

Kureyşliler binanın yüksekliğini 9 arşından 18 arşına çıkardılar. Ancak toplanan malzeme yeterli olmadığı için binayı daha küçük tuttular:

İnşaat sırasında yarım daire şeklinedki bir yeri Kabe dışında bıraktılar; burasının göğüs hizasına gelen ve Hatim adı verilen bir duvarla çevirip Kabe’den olduğu anlaşılsın diye taşla döşediler; Kabe’den sayıldığı halde ondan ayrı bırakıldığı için de “Hicr” veya “Hicru İsmail” adını verdiler. Kabe’nin örtüsünü örttüler, kapısının eşiğini de eskisine göre daha yüksekte tuttular.

Nihayet Kabe yeniden inşa edildi. Ancak Hacerülesved’in yerine yerleştirilmesinde anlaşmazlık çıktı. Nihayet Kureyş’in ileri gelenlerinden Ebu Ümeyye b Mugîre “Beni Şeybe kapısından Kabe’ye ilk giren kimsenin vereceği karara uyulmasını” teklif etti. Kureyşliler bu teklifi benimseyip beklemeye başladılar. Kapıdan Hz Muhammed’in girdiği görülünce de “İşte el-Emîn, işte Muhammed geldi!” diyerek memnuniyetlerini ifade ettiler. 

Hz. Muhammed, bir örtü getirterek Hacerülesved’i onun üzerine koydu, bütün kabile reislerinin iştirakiyle örtüyü kaldırdı, konulacağı hizaya gelince de taşı kendi elleriyle alıp yerine yerleştirdi. Böylece Kureyşliler arasında çıkmak üzere olan bir çatışmanın önüne geçilmiş oldu.

**Peygamberimiz risaletinden birkaç yıl öncesinden itibaren her ramazan ayında, dedesi Abdülmuttalib ve diğer bazı Kureyşliler’in yaptığı gibi , Hira dağındaki münzevi bir hayat yaşamaya başladı. Yiyeceği tükenince şehre iniyor, fakirlere yardımda bulunuyor. Kabe’yi tavaf ediyor ve evden yiyecek alarak tekrar mağaraya dönüyordu. Zaman zaman hanımı Hatice’yi de yanına alıyordu. 

**20 Nisan 571 (Kutlu Doğum)

 

2.Ünite’nin Sonu =)

by pandoroma