00000

 

PEYGAMBER EFENDİMİZİN ÇOCUKLUĞU

Doğumun ardından Peygamberimizi birkaç gün annesi, bir süre de Ebû Leheb’in cariyesi Süveybe emzirdi. Süveybe Hz. Peygamber’in amcası Hamza’yı da emzirdiğinden Hz. Peygamber bu amcasıyla aynı zamanda süt kardeşi olmuştur.

Süt Annesi Halime’ye Verilişi:

Şehirlerde yeni doğan erkek çocukların emzirilmek ve belirli bir yaşa kadar büyütülmek üzere havası ve suyu temiz, hayat tarzı da sade olan çöle gönderilmesi Kureyş ve diğer Araplar arasında yaygın bir gelenekti, ayrıca çocuklar burada fasih arapça da öğreniyorlardı.

Peygamberimiz de bu geleneğe uyularak Hevazin kabilesinin Sa’d b Bekir koluna mensup Halime bint Ebû Züeyb’e verilmiştir.

Hz. Muhammed dört veya beş yaşına kadar sütannesinin yanında kaldı. Süt babası Haris b Abdüluzza, süt kardeşleri Abdullah, Üneyse ve Şeyma idi. Peygamberimiz sütannesinin yanında bulunduğu dönemde “şakk-ı sadr”(göğsün yarılması) hadisesi yaşanmıştır.

Peygamberimizin sav süt annesi, süt babası, süt kardeşleri İslam dönemine yetişmiş ve Müslüman olmuşlardır.

ANNESİ ÂMİNE’NİN VEFATI:

Peygamberimiz 6 yaşına geldiğinde annesi ve dadıdı Ümmü Eymen ile birlikte Yesrib(Medine)’ye gitti. Burada hem babası Abdullah’ın mezarını hem de Abdülmuttalibin dayıları sayılan Neccaroğullarını ziyaret ettiler. Nebiga’nın evinde kaldılar(Peygamberimiz yüzmeyi burada öğrenmiştir). Âmine hatun geri dönüş yolunda Ebva’da hastalandı ve genç yaşta vefat etti…  Vefat etmeden önce küçük yavrusuna bakarak:

“Her yaşayan ölür. Her yeni eskir. Her çok azalır. Her büyük yok olur. Şüphesiz ben de öleceğim, ama devamlı anılacağım. Çünkü dünyaya oğlumu hayırlı bir gelecek olarak bırakıyorum…”

Peygamberimiz hem anasız hem de babasız kalmıştı, Ümmü Eymen ile birlikte Mekke’ye geldiler. Ümmü Eymen Peygamberimizi dedesi Abdülmuttalib’e teslim etti.

DEDESİ ABDÜLMUTTALİB’İN VEFATI

Abdülmuttalib kendi çocuklarına göstermediği ilgisini peygamberimize gösteriyordu. Bir keresinde Hz. Muhammed sav kaybolmuş, uzun aramalardan sonra bulunmuştu. Abdülmuttalib torununu gözyaşları içinde şevkatle kucakladı ve “Oğlum! Seni bulamayacağım diye o kadar korktum ve üzüldüm ki, hayatımda hiçbir şeye bu kadar üzülmedim. Artık ne olursa olsun seni hiçbir yere yalnız göndermeyeceğim; seni asla yanımdan ayırmayacağım.”

Abdülmuttalib torunu Muhammed sav sekiz yaşına geldiğinde bakım ve himayesini amcası Ebu Talib’e verdikten kısa bir süre sonra vefat etti.

**Peygamberimiz 4 yaşına kadar süt annesi Halime’nin yanında, 6 yaşına kadar annesi Amine’nin yanında, 8 yaşına kadar dedesi Abdülmuttalib’in yanında kalmış daha sonra da Hz. Hatice Validemizle evlenene kadar Ebu Talib’in evinde kalmıştır.

HZ PEYGAMBERİN AMCASI İLE SURİYE SEYAHATİ VE BAHİRE HADİSESİ

Bahira Manastırdaki kutsal kitaplardan haberdar olup bir peygamber geleceğini biliyordu.

Kervan Suriye topraklarındaki Busra’da konaklamıştı, daha önce burada birçok kervan konaklamıştı, hiçbiri Bahira’nin ilgisini çekmemişti fakat bu kervanda farklı bir şey vardı, bir bulutun kervanı takip ettiğini gördü, merakla kafileye haber gönderdi, onları yemeğe davet etti. Dikkatini Hz Muhammed’e yoğunlaştıran Bahira onun yüzüne dikkatlice bakınca zihnindeki birçok sorunun cevabını aldı, Peygamberimize de birçok sorular sordu. Peygamberlik mührünü de görünce şüphesi kalmadı.

Ebu Talib’e yeğenini Yahudilerden koruması gerektiğini, onların da bir peygamber beklediklerini ve bu peygamber kendi aralarından çıkmadığı için peygamberimize zarar verebileceklerini anlattı. Ebu Talib de getirdiği eşyaları Busra’da sattı ve geri döndüler.

**Peygamberimiz amcasına destek olmak için çobanlık da yapmıştır.

**Ebu talib’in eşi Fatıma bint Esed de Efendimize çok iyi davranmış, onu kendi çocuklarından ayırmamıştır. İslamiyeti kabul etmiş ve Medine’ye hicret eden ilk kadın sahabilerden olmuştur.

HZ.PEYGAMBER’İN GENÇLİĞİ

FİCAR SAVAŞINA KATILMASI:

Cahiliye döneminde kabileler arasında sık sık savaşlar çıkıyordu. Genel olarak Eyyamü’l- Arab diye isimlendirilirdi.Haram aylarda cereyan ettiğinden(zilkade, zilhicce, muharrem, receb) FİCAR diye isimlendirildi.Peygamber sav de gençliğinde böyle bir savaşa katılmak durumunda kalmıştı. Onun katıldığı savaş “Eyyamü’l ficari’l evvel” denilen birinci grup ficar savaşlarının 4.sü ve en şiddetlisiydi. Kureyş-Kinane ve Kays-Aylan kabileleri arasında geçmiştir. Savaş Kureyş ve müttefiki Kinane’nin zaferiyle sonuçlanmıştır. Peygamberimiz bu savaşta fiili olarak savaşmamış amcalarının eşyalarını korumuş ve gelen okları kalkanla karşılayıp, toplayarak amcalarına götürmüştür.Haşimoğulları Zübeyr b Abdülmuttalib komutasındabu savaşa katılmak durumunda kalmışlardır(Ebu Talib katılmak istememiştir)

Hilfu’l- Fudûl Cemiyeti:

by pandoroma