Müslüman erkek

 

**Resulullah Efendimiz(sav) peygamberliğinden önce Kus b Sâide’nin meşhur konuşmasını Ukâz panayırında dinlemiş ve peygamberliğinden sonra da buraya gelip bazı kişilerle görüşmüş ve İslam’a davet etmiştir. İşte o meşhur konuşma:

“Ey in­san­lar!

Ge­li­niz, din­le­yi­niz, bel­le­yi­niz, ib­ret alı­nız!

Ya­şa­yan ölür, ölen fe­nâ bu­lur, ola­cak olur. Yağ­mur ya­ğar, ot­lar bi­ter; ço­cuk­lar do­ğar, ana­la­rın ba­ba­la­rın ye­ri­ni tu­tar. Son­ra hep­si mah­vo­lur gi­der. Vu­ku­âtın ar­dı ar­ka­sı ke­sil­mez; hep­si bir­bi­ri­ni tâ­kib eder.

Dik­kat edin, söy­le­dik­le­ri­me ku­lak ve­rin! Gök­ten ha­ber var; yer­de ib­ret ala­cak şey­ler var! Yer­yü­zü se­ril­miş bir dö­şek, gök­yü­zü yük­sek bir ta­van. Yıl­dız­lar yü­rür, de­niz­ler du­rur. Ge­len kal­maz, gi­den gel­mez. Aca­bâ var­dık­la­rı yer­den mem­nûn ol­duk­la­rı için mi ora­da ka­lı­yor­lar; yok­sa alı­ko­nu­lup da uy­ku­ya mı da­lı­yor­lar…

Ye­min ede­rim, Al­lâh’ın in­din­de bir dîn var ki, şim­di bu­lun­du­ğu­nuz dîn­den da­ha sev­gi­li­dir.

Ve Al­lâh’ın ge­le­cek bir Pey­gam­ber’i var ki, gel­me­si pek ya­kın­dır. O’nun göl­ge­si ba­şı­nı­zın üze­ri­ne düş­tü. Ne mut­lu o kim­se­ye ki, O’na îmân edip de, O da­hî ona hi­dâ­yet ey­le­ye! Vay o bed­bah­ta ki, O’na is­yân ve mu­hâ­le­fet ey­le­ye!

Ya­zık­lar ol­sun ömür­le­ri­ni gaf­let için­de ge­çi­ren üm­met­le­re!

Ey in­san­lar!

Gaf­let­ten sa­kı­nın! Her şey fâ­nî­dir, an­cak Ce­nâb-ı Hak Bâ­kî’dir. Bir­dir, şe­rîk ve na­zî­ri yok­tur. İbâ­det edi­le­cek yal­nız O’dur. O doğ­ma­mış ve do­ğur­ma­mış­tır.

Ev­vel ge­lip ge­çen­ler­de biz­ler için ib­ret­ler çok­tur.

Ey İyâd ka­bî­le­si! Ha­ni ba­ba­la­rı­nız ve de­de­le­ri­niz? Ha­ni mü­zey­yen kâ­şâ­ne­ler ve taş­tan hâ­ne­ler ya­pan Âd ve Se­mûd? Ha­ni dün­yâ var­lı­ğı­na mağ­rûr olup da kav­mi­ne hi­tâ­ben «Ben si­zin en bü­yük Rab­bi­ni­zim.» di­yen Fi­ra­vun ve Nem­rud?

Bu yer, on­la­rı de­ğir­me­nin­de öğüt­tü, toz et­ti. Ke­mik­le­ri bi­le çü­rü­yüp da­ğıl­dı. Ev­le­ri de yı­kı­lıp ıs­sız kal­dı. Yer­le­ri­ni şim­di kö­pek­ler şen­len­di­ri­yor. Sa­kın on­lar gi­bi gaf­let et­me­yin. On­la­rın yo­lu­ndan git­me­yin. Her şey fâ­nî, an­cak Ce­nâb-ı Hak Bâ­kî’­dir.

Ölüm ır­ma­ğı­nın gi­re­cek yer­le­ri var, ama çı­ka­cak ye­ri yok!.. Kü­çük bü­yük her­kes gö­çüp gi­di­yor. Her­ke­se olan ba­na da ola­cak­tır.”