img-enginnoyanesmaulhusnaduasihq-938

 

Eûzü billâhi mineş-şeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrâhim

Soru:Tevbenin hükmü nedir?
Cevap:Tevbe etmek vaciptir.Tevbenin aslı vacip olduğu gibi,onu günahtan hemen sonra yapmak da vaciptir.

Soru:Tevbe ne demektir?
Cevap:Şeraitte tevbe;dinde kötü ve çirkin olan şeylerden ve çirkin hallerden,yine dinde beğenilmiş olan şeye ve güzel hallere dönmek,günah ve isyanı terk etmek,bunların da insanı Allahu Teâla’ya ve cennetine yaklaştıran güzel ve makbul işlerden olduğunu bilmektir.
Tevbe,sâlihlerin vuslata ermeleri için uğradıkları makamların ilkidir.

Soru:Tevbenin esasları nelerdir?
Cevap:Tevbenin beş esası vardır:
1-Dil ile istiğfar
2-Kalp ile pişmanlık
3-Bütün uzuvlarıyla günahları terk etmek
4-O günahları bir daha yapmayacağına niyet etmek.Buna tevbe-i nasûh denir.Nasuh tevbesi,bir günaha tevbe etmek ve bir daha tevbe ettiği şeyi yapmamaktır.
5-İşlenen günah, insanların haklarına yönelikse onlardan helallik almak ve böylece tevbe üzerinde Allah’ın rızasını talep etmek.

Soru:Tevbenin en büyük rüknü nedir?
Cevap:Tevbenin en büyük rüknü pişmanlıktır.Günahları ancak iki ateş yakabilir.Bu ateşlerden birisi dünyadaki pişmanlık ateşi,diğeri de ahiretteki cehennem ateşidir.Pişmanlığın oluşması, mevcut olan kuvvetli bir imandan ileri gelir ve kişiyi tevbenin diğer rüknü olan günahı terk etmeye iter.Pişmanlığın oluşmaması ise,onu oluşturacak kuvvette bir imanın bulunmadığını gösterir.Bu durumda haliyle günahı terk etme olayı meydana gelmez.İstiğfar etmek,yani af ve merhamet dilemek kalpten gelmeli,beraberinde pişmanlık,hüzün,elem ve günahı terk etme kararlılığı bulunmalıdır.Kalbe ait bu unsurlar bulunmadığı takdirde,istiğfar etmenin dini bir anlamı olmaz.Böyle bir istiğfar da istiğfara muhtaçtır.

Soru:Yaptığı günaha karşılık kalbinde pişmanlık oluşmayan kişi ne yapmalıdır?
Cevap:İstiğfar etmek kalpten gelmediği zaman,onu kalbe sokmanın yolu çokça tekrarlamaktır.Çünkü tekrarlanan bir söz veya fiil kalbi de uyandırır.Bu sebeple istiğfarın 70 kere yapılması tavsiye edilmiştir.

Soru:Tevbe ve istiğfarda dereceler var mıdır?
Cevap:Bütün amellerde olduğu gibi,tevbe ve istiğfarda da dereceler vardır.Sıradan(avamdan)bir kimsenin tevbesi ile bir velinin tevbesinde aynı vasıflar ve şartlar aranmaz.Çünkü bunlardan her birinin tevbesi onun imanı,marifeti ve Allahu Teâla’ya yakınlığı ölçüsündedir.Bu gerçek,”İyiler için sevap olan şeyler,daha iyi olanlar için günahlardır.”
sözüyle ifade edilmiştir.

Soru:Tevbe ve istiğfar konusunda şeytanın tuzakları nelerdir?
Cevap:Şeytanın;”Allah senin yapacağın eksik tevbeyi kabul etmez.”tarzındaki vesveselerine aldırılmamalıdır.Çünkü şeytan,insanı iki şekilde Allahu Teâla’ya kulluk ve itâatten uzaklaştırmaya çalışır.Önce ona;”Tâat ve ibadete ne gerek var?Allah buna muhtaç mıdır?”der.Bu vesveseyi tutturamazsa o zaman da; “İbâdet ve tâatın ölçüleri ağırdır.Sen bu ölçülere göre ne ibadet,ne de tevbe edebilirsin
Onun için,kendini boşuna yorma.”der.Halbuki Allahu Teâla önce:
“Allah’a hakkıyla kulluk edin.(Âl-i İmrân,102)”buyurarak kulluğun ideal şeklini göstermiş,sonra da:
“Allah’a gücünüz nisbetinde kulluk edin.(Teğabün,16)”diyerek kulluk ölçüsünü herkesin seviyesine indirmiştir.
*Bazen bir kul günah işler ve ondan sonra ölüp cennete gidinceye kadar hep onu hatırlayıp üzülür.Onun bu halini gören iblis,”Keşke bunu günaha düşürmeseydim!”der.
*iblis bir sabah vakti uykuyu tatlandırarak bir âbidin namaza kalkmasını önlemiş.Fakat gün doğup âbid uykudan uyanınca şiddetli bir pişmanlık duymaya başlamış ve o gün akşama kadar ağlamış.Ertesi sabah namaz vakti olunca,iblis gelip âbidi uyandırmış ve namaza kalkmasını istemiş.Âbid buna hayret ederek,”Sen beni namaza davet ediyorsun öyle mi?”diye sormuş.İblis,”Evet”demiş.”Çünkü dün seni aldatıp namazdan geri bıraktım.Fakat sen bundan dolayı öyle bir pişmanlık duydun ki,pek çok namazın sevabına denk geldi.”

Soru:Peygamberimiz(s.a.v)’in tevbe ve istiğfarı nasıldı?
Cevap:Allah Rasûlü(s.a.v),fikrini bir an için Allahu Teâla’yı düşünmekten alıkoyan işlerden dolayı da tevbe ve istiğfar ederdi.
Bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
”Bazen fikrim bir işle meşgul edilir.Ben bundan dolayı yüz kere istiğfar ederim.”
Sevgili Peygamberimiz(s.a.v),zikri kesmek zorunda olduğu için,tuvalete girip çıktıktan sonra da,”Allah’ım beni affet!”diye istiğfar ederdi.

Soru:Tevbeyi geciktirmenin zararları nelerdir?
Cevap:Tevbeyi geciktirmenin başlıca iki büyük sakıncası vardır.Bunlardan birincisi,günahlardan gelen karanlığın, imanın nurunu söndürmesi ve küfre yol açması tehlikesidir.İkincisi de ölümün ansızın gelip,tevbe etmeyi imkansızlaştırmasıdır.Cehennem ehlinin en çok hayıflandıkları şeyin tevbeyi geciktirmeleri olduğu
söylenmiştir.Âriflerden bir zat şöyle demiştir:”Ölüm meleği kişiye gelip ruhunu alacağını söylediği zaman,bütün dünya kendi mülkü olsa,onu vererek birkaç dakika satın alıp tevbe ve istiğfar etmek ister.Kur’an-ı Kerim’de bu olay şöyle ifade edilmiştir:”Ölüm geldiği zaman kişi şöyle yakarır:”Rabbim!Bana biraz daha fırsat tanı;sadaka vereyim ve salih kimselerden olmaya çalışayım.”Fakat Allah,eceli gelen hiçbir kimseyi geciktirmez.Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”
(Münâfikûn,11)

Soru:Tevbe edenlerin en makbul sınıfı hangisidir,halleri nasıldır?
Cevap:Bu sınıf,yapmış oldukları tevbe üzerinde,ömürlerinin sonuna kadar durup sebat edenlerdir.Bu sınıftaki kimseler,tevbe ettikten sonra salih amel işlemeye yönelirler.Bunlar,peygamber olmayan insanların uzak kalamadıkları ufak tefek kaymaların dışında artık günah işlemezler.Bunlar,hayırlarda önde giden ve kötülüklerini iyiliklere çeviren kimselerdir.Bunların hali istikamet,tevbesi sahih,
nefisleri mutmainne’dir.Mutmainne nefis,Allahu Teâla’ya tam teslim olmuş,O’na kul olmaya razı olmuş,O’nun tarafından da razı edilmiş nefis demektir.Allahu Teâla,mutmainne olan nefise şöyle hitap etmiştir:“Ey mutmainne nefis!Razı olmuş ve razı edilmiş bir halde Rabbine dön;kullarımın arasına gir ve cennetime dahil ol.” (Fecr,30)

Kaynaklar:
Miftâhu’r-Rüşd
İhyâ’u Ulûmid’dîn