Aşk evliliksiz olmaz

 

Günümüz gençleri, “görücü usulü” ile evlenmeyi kendilerine bir saygısızlık olarak kabul ediyor. Evlenecek yaşa gelmiş gençler, hayat arkadaşlarını seçerken (kendi deyimleri ile) “tecrübelerinin elverdiği ölçüde ´titiz´ ve ´hassas´ davranmaya çalışıyorlar.

Genç erkeklerin büyük çoğunluğu okul yıllarında çıktıkları kızlarla “asla” evlenmemeye özen gösteriyorlar ve bunu da “hassasiyet” olarak isimlendiriyorlar. Çünkü genç erkekler için evlenmeyi düşündükleri kızlarda aranan en önemli özellik “ilk ve tek” olmak. Hatta yaşantı itibarı ile çok özgürce yaşayan genç erkekler bile evlenecekleri kızlarda “özel” olmayı tercih ediyor. Bundan dolayı gençler; “Eğer bir kız benimle çıkıyorsa başkaları ile de çıkabilir.” diye düşünüyor. Gençlerle yapılan görüşmelerde ve terapi odalarındaki ortak itiraflarda, işte bu nedenle “çıkılan kız” ile “evlenilecek kız” arasında ciddi farklılıklar bulunuyor. Genç erkeklere göre çıkılan kız; “boş vakit geçirme” ya da “gönül eğlendirme” aracı olarak görülüyor. Genç erkeğin canı sıkıldığı an telefonda karşısına çıkabileceği, rahatlıkla her şeyini konuşabileceği, her türlü derdini açabileceği, “gel hadi” dediğinde itiraz etmeden geleceği kızlar “çıkılacak kızlar” kategorisinde yer alıyor. Aynı gençlere “Nasıl bir kişi ile evlenmek istersin?” sorusu sorulduğunda ise, “hayatında daha önce kimse olmamış” olma şartı ilk başta geliyor ve hemen diğer özellikler sıralanıyor, “gel hadi denildiğinde gelmeyen, herkesle her şeyi konuşmamış olan” şeklinde tanımlamalar yapılıyor. Genç kızlarda ise evlenilecek erkeklerdeki “hassasiyet” daha farklı anlam taşıyor.

Kızlar için “çıkılan erkekler”de olması gereken özellikler, daha çok; “kendini neşelendirecek, yanında bir ‘partner’ olmanın imkanlarını kendilerine yaşatabilecek; örneğin tek başına gidilemeyecek yerlere birlikte gidebileceği ya da yanında bir erkek olmanın avantajını kullanarak sınırlarını aşmasına yardım eden kişiler ‘çıkılan erkek’ kategorisine giriyor. Kızlar, çıktıkları erkeklerde olması gerekli olan özellikleri sıralarken de şunları söylüyor; “Kendilerine yapışmamaları”, “ayrılmak istediklerinde zorluk çıkartmamaları”, “kıskanç olmamaları” ve ne olursa olsun “özgürlüklerini kısıtlamamaları”. Ancak, genç kızlar da tıpkı genç erkekler gibi, “çıkılan erkek” ile “evlenilecek erkek”i ciddi çizgilerle birbirinden ayrı tutuyorlar. Örneğin, genç kızlar her ne kadar çıktıkları erkeklerde, “kendilerine yapışmamaları”nı; ayrılma zamanı geldiğinde zorluk çıkartmadan ayrılmalarını istiyorlarsa da evlenmek istedikleri kişilerde, “asla kendisinden kopmama”larını ve “kendisini asla terk etmemelerini bekliyorlar. Yine kızlar, çıktıkları erkeklerde “özgürlüklerini kısıtlamamalarını” beklerlerken, evlenecekleri kişiler için; “sevebileceğim bir eşim olursa her şeye razı olabilirim” ya da “Onun için her türlü fedakârlığa göğüs gererim” veya “Ben sevdim mi tam severim” diye tanımlamalarda bulunuyorlar.

Bütün bunlara bakıldığında, görülüyor ki, gençler her ne kadar “çıktıkları kişilere” şiirler yazsalar ve sevgi nameleri dökseler de bilinçaltında bir yerlerde, karşısındaki kişinin, hiç de “evlenilecek kişi” olmadığı düşüncesini taşıyorlar.

Uzman Pedagog Adem Güneş(Üniversite Öğretim Üyesi)