çiçek ve kitap

Her okulun müdürü olduğu gibi tasavvuf okulları(tarikatlerin) de müdürü vardır. İşte o müdür kişinin şeyhidir, evliyasıdır, sultanıdır. Evliyanın gönlü Hak Teala’nın nazargahıdır. Her kim o gönülde bulunursa Rahmet-i İlahi’ye vasıl olur. Onlar, kendilerine tabi ve teslim olanları Allah’a vasıl etmeye gayret ederler. Sabru sebat edenleri de irşat edip Cenab-ı Hakk’a kavuştururlar.

Yüce Allah(cc) nübüvveti(peygamberliği) ve velayeti(evliyalığı) insanlığın yaratılışıyla birlikte halk etmiştir. Nübivveti(peygamberliği) sınırlandırmış fakat velayete(evliyalığa) sınır koymamıştır.

Cenab-ı Hakk’a ulaştıran yol ikidir:

Birincisi, Kurb-ı nübüvvet’e taalluk eden yoldur. Bu yol, aslın da aslına ulaştırır. Asaleten bu yoldan ulaşanlar peygamberlerdir. Bir de onların Ashab-ı Kiramı… Bir de ümmetin büyük evliyasından diğerleridir… İsterse bu zümre, az, hatta azdan daha az olsunlar.

Bu yolda tavassut ve engel yoktur. Bu büyük vasıllardan her kim feyz alacak ise asıldan alır. Hem de hiç kimsenin tavassutu olmadan…

İkinci yol ise Kurb-ı velayettir. Aktab, evtad, büdela, nüceba ve Allah’u Teala’nın umum veli kulları bu yoldan vasıl olurlar.

Sülûk tariki de bu yoldan ibarettir; hatta bilinen cezbe dahi bu yola dahildir.

Burada vasıta ve engel olma durumu vardır.

Bu yoldan vasıl olanların önde olanı, reisi, o büyüklerin feyiz kaynağı Hz. Alüyyü’l- Murtaza(kv)’dır. Bu şanı büyük mansıp ona taalluk eder. Resûlullah(sav) Efendimizin mübarek ayakları, onun başı üzerinde gibidir. Hz.Fatıma, Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin(ra)  dahi bu makamda onunla ortaktırlar.

Hz.Ali(kv)’nin devri tamam olduktan sonra bu yüce mensup önce Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin (ra) efendilerimize, onlardan sonra da tertip ve tafsil ile on iki imamdan her birine geçmiştir.

Bu büyüklerin yaşadıkları asırlarda, hatta ebedi aleme irtihallerinden sonra, her kime bir feyz ve hidayet ulaştıysa, bunların vasıtasıyla ulaşmıştır…

Ta sıra Gavsü’l- Azam Abdulkadir Geylani(ra)’ye gelinceye kadar. Sıra kendisine gelince anlatılan bu mahsıp ona bırakıldı. Sırrı mukaddes olsun.

Bu merkez üzerinde, anlatılan imamlarla Şeyh Abdulkadir Geylani(ra) arasında hiç kimse müşahede olunmamaktadır. Nücebadan olsun, kutuplardan olsun, her kime feyizlerin ve bereketlerin ulaşması varsa onun mübarek vasıtasıyla ulaşmaktadır. Çünkü bu büyük makam, ondan başkasına müyesser olmadı. Bundandır ki, şu şiiri söylemiştir:

“Önceki güneşlerin hepsi battı ve gitti,

Bizim güneşimizse, batmayacak ebedi.”

Abdulkadir Geylani(ra):

“Ayağım bütün velilerin boynu üzeredir.” demiştir. O bu sözü söylediğinde, yeryüzündeki bütün veliler boyunlarını ona doğru uzattılar.

O anda boynunu uzatanlardan biri Ahmed er Rufai(ks)’dir. Ona niçin böyle yaptığını sorduklarında şöyle dedi:

“Şu anda Şeyh Abdulkadir Bağdat’ta, ayağım her velinin boynu üzerindedir, diyor.”

Ahmed er Rufai(ks): “O bu sözü manevi emirle söyledi.” dedi

Yararlanılan Kaynaklar: Miftahu’r Rüşd

by pandoroma