Hz. Ali (k.v) der ki: Hz. Peygamber (s.a.v) bana tavsiyede bulunarak şöyle demiştir:

“Ey Ali! Herşeyin bir afeti vardır: Sözün afeti yalan, bilginin afeti unutmak, ibadetin afeti riyakarlık, zarifliğin afeti sululuk, cesaretin afeti taşkınlık, müsamahanın afeti başa kakmak, güzelliğin afeti kendini beğenmek, değerin ve asaletin afeti iftihar, hayanın afeti zayıflık, keremin afeti böbürlenmek, ihsanın afeti cimrilik, cömertliğin afeti israf, ibadetin afeti kibir, dindarlığın afeti hevadır.

Ey Ali! Bir kişi seni yüzüne karşı överse şöyle de: “Allah’ım! Beni söylediklerinden daha hayırlı birisi yap, bilmedikleri işlerimi bağışla, hakkımda söyledikleri hususta beni yargılama.” Böyle yaparsan onların sözlerinden emin olursun.

Ey Ali! Oruçlu akşamladığında orucunu açarken şöyle de: “Allah’ım! Senin için oruç tuttum, rızkınla iftar ettim.” Böyle dersen o gün – kendi ücretlerinden hiçbir şey eksilmeksizin- oruç tutan herkesin sevabı sana yazılır. Oruç tutan her insanın kabul edilen bir duası vardır. Birinci lokmada şöyle der: “Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla! Ey mağfireti geniş olan Allah, beni bağışla.” İftarda bu duayı okuyana mağfiret edilir. Bilmelisin ki oruç cehennemden koruyan bir kalkandır.

Ey Ali! Güneş’e ve Ay’a yönelme, onlara sırtını dön. Onlara yönelmek hastalık iken onlara sırtını dönmek ilaçtır.

Hz. Muhammed (s.a.v)