Hz. Ali (k.v) der ki: Hz. Peygamber (s.a.v) bana tavsiyede bulunarak şöyle demiştir:

“Ey Ali! Sana bir tavsiyede bulunacağım. Onu aklında tut, o tavsiyeye uyarsan sürekli hayır ve iyilikte bulunursun.

Ey Ali! Müminin üç alameti vardır: Namaz, oruç ve zekat.

Tekellüf sahibinin üç alameti vardır: Gördüğünde yağcılık eder, yanında yokken gıybet eder, musibet gelince bela okur.

Zalimin üç alameti vardır: Kendinden aşağı derecedekini zorbalıkla ezer, üzerindekine karşı isyan eder, zulme taraftar olur.

Riyakarın üç alameti vardır: İnsanlar arasındayken dinçtir, tek başına kalınca tembeldir. Bütün işlerinde övünmeyi sever.

Tembellerin üç alameti vardır: İhmal edinceye kadar geciktirir, zayi edinceye kadar ihmal eder, günah işleyinceye kadar zayi eder.

Akıllı şahıs üç yerde tezahür eder: Geçimi için mücadele eder, haram olmayan işlerden hazzını kazanır, günahın peşinde koşmaz.

Ey Ali! Yakînin bir alameti de Allah’ı kızdıracak bir işle kimseyi razı etmemendir. Allah’ın ihsan ettiği bir şeye karşılık kimseyi övmemen gerekir, emretmediği sürece kimseyi kınamaman lazımdır.

Rızkı harisin hırs getirmediği gibi istenmeyenin isteksizliği de rızkı engellemez. Allah rahatlığı, kendi taksimiyle; genişliği yakîne ve rızaya yerleştirmiştir. Buna mukabil üzüntü ve gamı da kendisini kızdıran işlere yerleştirmiştir.

Ey Ali! Bilgisizlikten daha şiddetli fakirlik, akıldan daha cömert mal, kendini beğenmekten daha tehlikeli yalnızlık, istişareden daha güçlü dayanışma yoktur. Yakîn gibi iman, kendini haramdan korumak gibi verâ, güzel ahlak gibi iyilik, tefekkür gibi ibadet yoktur.

Hz. Muhammed (s.a.v)