İslam dininin kuralları Allah cc tarafından belirlenmiş, Peygamberimize uymamız ve O’nun emirlerini yerine getirmemiz emredildiği için sünnetle de desteklenmiştir. Ehl-i sünnet yolu Kuran ve Sünnet yoludur. Böyle de olması gerekir zira aksi durumda her kafadan bir ses çıkar ve ortalık ne olduğu belli olmayan karışık bidatlarla dolardı. Her işin, her mesleğin erbabı vardır. Saygı duymak ve ilmine itibar etmek doğru bir davranış olur. Bir doktorun yanında doktorluk taslamak, bir avukatın yanında kısmi bilgilerimizle hukuk uzmanı edasıyla konuşmak çok edepli bir hal olmasa gerek. Her iş ehlinden öğrenmek esastır. Bir konuyu ehlinden öğrenmenin de bazı edepleri vardır. Sahih kitaplarda yer aldığı üzere insanın küçümsediği kişiden ilmen nasibi olmaz. Üstadına hürmet eylemeyen de sanatında bereket bulamaz. Bir konu hakkında bilgi sahibi olmak, bir ilimde uzmanlaşmak isteyen insan öncelikle o ilim erbabına gönülden bir tevazu ile yönelmeli, hürmetini de eksik etmemelidir. Hazin olan şudur ki din ilminin dışında bu kriterlere kısmen uyulsa da iş dine gelince toplumumuzda herkes bu konunun uzmanı olduğunu düşünebiliyor, alimlere tevazu ve hürmet bir kenara atılabiliyor. Asistan doktorun hocasına edep ve hürmeti bizlere çok olağan geliyor da manevi kalp doktorları olan Allah dostu kıymetli alim ve evliyanın karşısında herkes tez yazmış, doktora yapmış edasıyla dini konuşmalar yapabiliyor. Sözüm meclisten dışarıdır, genel bir tespittir..

Din elbette hepimizin dinidir. Kuran elbette hepimizin kitabıdır. Hz. Muhammed sav elbette hepimizin Peygamberidir. Ancak dinin çok ama çok incelikleri vardır. Kuran’ı elinize alıp okuyup anladığınızı düşünebilirsiniz. Peşinden de bence burada şu anlatılıyor diyebilirsiniz. Zahiri manası vardır, batıni manası vardır, açıkça belirtilen hükümler vardır, açıklanması gereken hükümler vardır, bir olayın üzerine indirilmiş ayetler vardır vs. Kuran’ı Kerim’i yanlış yorumlamanın günahı büyüktür. Yıllarını, ömrünü bu işe vermiş, inceliklerine vakıf olmuş ehl-i sünnet ve takva din alimlerinin verdiği bilgilere itibar etmekte hiçbir sakınca görmüyor bilakis çokça faydalı olduğunu düşünüyorum. İşinin uzmanı, iyi bir eğitim almış, konusunda kendini yetiştirmiş bir tıp doktoruna nasıl güvenebiliyorsam aynı güveni ehl-i sünnet vet’takvâ olan manevi kalp doktorlarına da besliyorum. Ve biliyorum ki tüm bu görevliler Allah’ın kıymetli vesileleridir, ilmin gerçek sahibi ise Allahu Teâlâ’dır (c.c)…

Abdülkadir Geylani Hazretleri (k.s), inanmayan bir kafire bile öyle bir bakış açısıyla bakıyor ki hayran olmamak mümkün değil. O kişinin Allah’ın hidayetine mazhar olup imanla ahirete göçebileceğini, bizim ise imanla öleceğimizin bir garantisi olmadığını bizlere hatırlatıyor

Sözün özü şudur ki, ehl-i sünnet yolunu takip ederek dini ilk indirildiği şekliyle, sonradan uydurulmuş bidatlara fırsat vermeksizin yaşamaya çalışmak doğru olandır. Bu çabayı başka insanları küçümsemek olarak değerlendirmek ise doğru bir bakış açısı olmasa gerek…

Kaynak:  http://ihyaca.wordpress.com