Resulüllah sallallahu aleyhi ve sellem buyururlar:

– Allah kuluna bir hayır murat ettiği zaman onu dinde alim yapar ve kendi kusurlarını yine kendisine gösterir.

Sen; dinini, nefsinin rağbet ettiklerine tercih edeceksin. Ahiretini dünyaya tercih edeceksin. Yaratan’ını(Allah’ı) yaratılanlara(mahlukata, diğer insanlara) tercih edeceksin. Senin mahvolma sebebin; nefsinin rağbet ettiklerini dinine tercih etmen, dünyanı ahiretine tercih etmen, yaratılanları (mahlukatı) Yaratan’a (Allah’a) tercih etmendir. Bu anlattıklarıma uygun hareket et. Dinini nefsani arzularına, ahiretini dünyana, Yaratan’ını yaratılanlara üstün tut. İşte o zaman Allah sana kafidir. Nefsani arzularını dinine, dünyanı ahiretine , yaratılanları da Yaratan’a üstün tuttuğun takdirde ise, Aziz ve Celil olan Allah ile aran perdelidir. Bu durumda, senin isteklerine Allah’dan icabet yoktur. İcabet, cevap istediğinden  sonra gelir. Sen, güzel amel ve hareketlerde bulunduğun zaman, O da senin isteğin anında sana icabet eder. Mahsul ve hasad, ekimden yani ziraatdan sonradır. Ekim yapılmadan mahsul alınmaz. Sen de önce ek ki, mevsiminde biçesin, mahsul alasın. Sen önce güzel amel ve hareketlerde bulunarak ek. Sonra da biçer, mahsulünü alırsın.

Resulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyururlar:

-Dünya ahiretin ekim alanıdır.

Kaynak:Gavs-ı Azam Seyyid Abdülkadir Geylani’nin Sohbetleri