Kalbinden, nefsini ve yaratılanları( insanlar, diğer varlıklar) çıkar. Yerine onları Yaratan (Allah)ın sevgisini doldur. Ta ki, sana da orayı güzel ahlakla doldurma gücü verilsin. Fakat bu, şekilci ve ruhsuz beden hareketlerinden öteye geçemeyen gece namazları ve gündüz oruçları ile hasıl olmaz. Bunun yanında, kalplerin temizliği ve özlerin günah kirlerinden arıtılması ile olur.

Allah’ın rahmeti onun üzerine olsun, büyüklerden biri şöyle der:

– Oruç ile namaz, sofradaki sirke ile yeşil salata cinsi yiyeceklerden ibarettirler. Asıl yemek ise onlardan başkasıdır. Evet, onlar ilk başta tadılan şeylerdir. Yemeğe iştah açılması için ilk olarak sirke veya yeşilliklerden bir-iki lokma alınır. Fakat asıl renk renk ve çeşit çeşit yemekler onlardan sonra sökün eder. Bütün bunlar yenir. Sonra da eller yıkanır.

İşte kullukta da durum böyledir.Namaz ile oruç, ilk basamaktır. Sonra Aziz ve Celil olan Allah ile mülakat gelir. Daha sonra da hıl’at giyme, yeryüzünde seyyah olup mesafeler katetme ve manevi menziller alma, emirlik, niyabet, beldeler ve kaleler teslim edilmesi gibi safhalar gelir…

Allah için kulun kalbi düzeldiği, salaha erdiği ve Allah’ın yakınında mekan tuttuğu zaman, ona, yeryüzünün bir bölgesinde bir ülke ve sultanlık verilir. Orada, halkı Hakk’a da’vet vazifesi kendisine tevdi edilir. Bu vazife esnasında halkdan gelebilecek eza ve cefalara sabretmesi de istenir. Orada, bâtılı izâle edip hakkı ortaya koymak onun vazifesidir. O, verince zengin eder. Verdiği kişinin kalbini hikmetlerle doldurur.

Kaynak: Gavs-ı Azam Seyyid Abdülkadir Geylani’nin Sohbetleri

Neye yaklaşsam sonu uzaklık ve kırgınlık, Anla ki yok Allah’tan başkasıyla yakınlık… NFK

Reklamlar