I- VAİZE KİMDİR
Vaizeler, vaizler gibi Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından tespit edilen camii, konferans salonu, ceza ve tevkif evleri, çocuk ıslah evleri, güçsüzler yurdu, öğrenci yurdu, fabrika, hastahane ve benzeri yerlerde vaaz eden kişilerdir.
Vaizeler irşad programlarında görev aldığı gibi, gerektiğinde seminer, panel, sempozyum gibi toplantılara katılır, konferans verebilirler.
Yine gerektiğinde Kur’an Kursları ile hizmet içi eğitim kurslarında ders yapabilirler.
Müftülüklerde haftanın belirli günlerinde telefonla veya halkla yüz yüze görüşmelerinde dini soruları cevaplandırırlar. Halka yönelik camii dersleri etkinliklerinde bulunurlar.
Her ilde bulunan vaaz ve irşad kurulunda görev yapar, kurulacak irşad ekiplerinin çalışma programını hazırlarlar. Müzakere ve değerlendirme sonuçlarını rapor haline getirirler.
Vaizeler İlahiyat Fakültelerinden mezun olan bayanlardan, sınav yöntemiyle seçilmekte ve gereğinde yetiştirilmek üzere hizmet içi eğitim kurslarına tabi tutulmaktadırlar.
Vaizeler arasında yüksek lisansını bitirmiş olanlar, doktora yapmış olanlar ve müftülük ihtisas kurslarını bitirenler vardır.
DİB Görev ve Çalışma Yönergesinin 14, 95,96, 111,112 ve 113.maddelerinde bu mesleğin kapsamı detaylı olarak anlatılmıştır.
Halkımızın erkekleri namazlarını genelde camilerde kıldıkları için, vaizleri yakından tanımakta ve vaazlardan istifade etmektedirler. Ancak ülkemizde bayanlar teravih namazı dışında camiye çok gitmedikleri ve irşad hizmetleri de cami dışına henüz yeterince ulaşamadığından bayan irşad görevlisi vaizeleri maalesef fazla tanımamaktadırlar.

II- CEMAATLE İLGİLİ KARŞILAŞTIKLARI PROBLEMLER
Her ne kadar vaizelerin faaliyet alanları oldukça geniş ise de uygulamada daha yoğun olarak, camilerde bayanlara dini bilgiler anlatırlar. Camilere gelen cemaatın yapısı ise çok karmaşıktır.

Vaizelerin karşılaştıkları cemaat profili görev yapılana il, ilçe hatta beldeye göre önemli farklılık arzetmektedir. Merkezdeki bir cemaatle varoşlardaki cemaat, kentteki bir cemaatle köydeki bir cemaat çok farklıdır. Üniversitelerin olduğu bir bölgedeki cemaat ile mahalle camiindeki cemaat farklıdır. Bu nedenle vaizelerin muhatap oldukları cemaat profilini cami içi ve cami dışında olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür.

A-CAMİİ İÇİ CEMAAT PROFİLLERİ
Vaizenin hitap edeceği insanları kültür ve bilgilerine göre seviyelendirme imkanı yoktur. Dini bilgiye ihtiyaç duyan eğitimli-eğitimsiz, kentli-köylü, tasavvufu günlük hayatında önceleyenler-tasavvufa önem vermeyenler bir aradadır.
Camilerdeki cemaat yaş açısından da heterojen bir görünüm arzeder. Cemaatte genç, orta yaşlı ve yaşlı hanımların bir arada bulunması şu tür beklentileri karşımıza çıkarmaktadır. Yaşlılar cennete gönderilmeyi ve soruların cevaplarının doğru-yanlış, helal-haram, caiz-caiz değil gibi birer kelimelik kesinlik ifade etmesini beklerken, gençler ve bazan orta yaşlılar cennete götüren fiilleri ve bunların uygulama metotlarını, hükümlerin arkasındaki hikmeti öğrenme psikolojisi ile vaizenin karşısına çıkmaktadır. Ayrıca daha çok, yaşlılar hikaye anlatılmasını ve ağlayarak günahlarının dökülmesini beklemekte ; gençler ise pratiğe dökülecek bilgiler beklemektedir.

Camiye gelen eğitimli hanımlarla vaize daha kolay diyalog kurabilmekte ve vermek istediği mesajı daha rahat sunabilmektedir. Onların sorduğu sorular ise daha nitelikli ve öğrenmeye yönelik sorular olarak vaizenin karşısına çıkmaktadır. Eğitim düzeyi düşük veya hiç eğitim imkanı elde edememiş hanımlar ise, bazan anlatılan konuyla ilgisi olmayan sorular sorabilmekte, vaizeyi daha zor anladığı müşahede edilmektedir.

Cami hizmetinin bir başka pozitif boyutu da hanımlara sosyal aktivite imkanı vermesidir. Gündelik hayatında bir çok alandan engellenen hanımın, evinin dışında gidebileceği öncelikli yerin cami olduğu müşahede edilmektedir. Bu anlamda da cami hizmetleri önemli bir boşluğu doldurmaktadır.
Çoğu zaman vaize için her kesimden insanı sıkmadan bilgilendirmek ve anlattıklarının anlaşılmasını sağlamak bir maharet gerektirir. Dünyada her insanın din hakkında az ya da çok, olumlu veya olumsuz düşünce ve kanaatları vardır. Dolayısıyla din en etkili sosyolojik olgudur.

B-CAMİ DIŞI CEMAAT PROFİLİ
Konferans salonları, kültür merkezleri, vakıflar, dernekler, hastahaneler, hapishaneler, çocuk esirme kurumu, huzur evleri ve ağırlıklı olarak evler cami dışındaki görev alanlarını oluşturmaktadır.
Konferans salonları, kültür merkezleri, vakıflar ve derneklerde yapılan hizmetler kutlu doğum haftası, kandiller, aşure günü, dünya kadınlar günü gibi kültürel etkinlikleri içermektedir.
Bu mekanlarda yapılan programlarla dini yaşamak isteyenlerin yanında, din hakkında fikir edinmek ve bilgilenmek isteyenlere de ulaşılmaktadır.
Çocuk esirme kurumu, huzur evleri ve bazan da hapishanelerde, valilikten vaaz için izin alınmasına rağmen, buraların yönetimi veya personeli tarafından din hizmetinin yapılması engellenebilmektedir.

Vaizelerin gerek cami içi gerekse cami dışındaki görev alanları, çok geniş bir sahaya yayılmaktadır. Vaize bazan iki-üç vasıta değiştirerek gideceği yere, toplu taşıma araçlarıyla en az bir buçuk iki saatte gidebilmektedir. Ancak, diğer devlet memurlarına toplu taşıma araçlarında sağlanan imkanlar vaizelere sağlanmamaktadır. Ayrıca vaizeler görev yapacağı alana ulaşması için Müftülüklerin araçların yararlandırılmamaktadır. Bu konuda DİB’nın Müftülüklere gönderdiği tebliğde bahsedilen “vaiz ve vaizelerin faaliyetlerine, eğitimlerine, kendilerini geliştirmelerine değişik açılardan ve ulaşım açısından da kolaylık sağlanması ile ilgili” hususlar pek uygulanmamaktadır.

III- VAAZ MATERYALLERİ
Vaizelerin vaaz materyalleri açısından karşılaştıkları problemlerle ilgili olarak konuyu a- konu hazırlama materyali, b- mekana ait materyaller, c- Müftülerin konuya yaklaşımı ve d- cami görevlilerinin konuya yaklaşımı

A-KONU HAZIRLAMA MATERYALLERİ
Konu hazırlama materyalleri açısından ilk önce karşımıza kitaplar, bilgisayar, CD’ler, kütüphaneler çıkmaktadır. Vaazlarda yararlanılan kitaplar, temelde kaynak eser olarak tabir ettiğimiz kitaplardır. Bunlar Türkçe olabildiği gibi Arapça da olabilmektedir. İyi donanımlı bir vaize, vaaz materyali noktasında sıkıntı çekmemektedir. Büyük şehirlerde kütüphaneler yoluyla bir çok kitaba ulaşılabildiği gibi, bilgisayar ve internet imkanı olanlar büyük şehirde oturmasalar dahi internet yoluyla istedikleri bilgiye rahatça ulaşabilmektedir.

B- MEKANA AİT MATERYALLER
Bunlar ışık ve mikrofon gibi teknik; kürsü ve hanımlara ayrılan bölüm gibi mekana ait materyallerdir.
Camilerde kadınlara ayrılan bölümlerin genel olarak cami altları olduğu, ısınma ve aydınlanma sorunları bulunduğu, rutubetli, havasız ve çoğu zaman nezafetten uzak mekanlar olduğu vaizelerin ortak şikayetleri arasında yer almaktadır.
Ayrıca kadınların abdest alma gibi imkanlarının bulunmadığı, bulunsa bile kullanılamayacak kadar olumsuz şartları taşıdığı veya kilitli olduğu yine vaizelerin sürekli karşılaştıkları sorunlardır.

C-MÜFTÜLERİN KONUYA YAKLAŞIMI
Vaizeler, müftülerle aynı okullarda okumuş, aynı sıraları paylaşmış, aynı kültürden gelen insanlar olarak, dini hizmetlerin yerine getirilmesinde (amir-memur ilişkisini korumakla beraber) karşılıklı yardımlaşmaları, birbirlerine destek vermeleri beklenir. Hatta bazan müftüler sadece İlahiyat Fakültesi mezunu iken, bazı vaizeler yüksek lisans, doktora sahibi olarak mesleklerini icra etmektedirler.
Ancak bazı müftüler vaizeyi bir meslektaş, aynı sıralardan ve kültürden gelmiş bir arkadaş olmaktan çok, salt bir bayan olarak değerlendirmekte ve ayrımcılık yapabilmektedir. Bu nedenle vaizelere gereken desteği vermediği, kadınlara yönelik din hizmetinin daha iyi yapılabilmesi için hazırladığı projeleri önemsemeyerek uygulanmasına fırsat tanımadığı görülebilmektedir. Mesela “hoca hanım, iş çıkarma, vazifeni yap yeter” diyebilmektedir.
Bununla birlikte vaizeyi teşvik eden, vaizenin kendini geliştirmesi ve cemaate ulaşması için her türlü desteği vermeye çalışan müftülerin de sayısı az değildir.

D-CAMİ GÖREVLİLERİNİN KONUYA YAKLAŞIMI
Vaizelerin en sık karşılaştıkları problem cami görevlileri ile muhatap olmak zorunda kalmaları ve bazı cami görevlilerinin olumsuz tutumlarıdır. Bazı cami görevlileri vaizenin vaaz edeceği gün ve saati müftülüklerin talimatına rağmen cemaate duyurmamakta, programı ilan etmemekte, mikrofon, ışık ayarlaması ve ısıtma gibi mekan çalışmalarını yerine getirmemektedir. Bunun nedeni olarak da kadınlara yönelik vaazları kendince gereksiz görmesi, bazan da mekanların kirlenmesinden korkmasıdır. “Kadınlar evine gitsin yemek yapsın, kocasına itaat etsin, cennete gider” diyen cami görevlileri müşahede edilmiştir. Bununla birlikte gerçekten çok gayretli olan, “hanımların eğitim erkeklerden daha önemli, lütfen bizim camimizde de program yapın” diyen imamlarımız da vardır.

IV- KİŞİSEL DONANIM
Dinin doğru öğretilmesi her meslekte olduğu gibi, bu konuda eğitim almış, ihtisas yapmış kişilerin işidir.
Nasıl ki bir toplumda hiç veya yeterince doktor bulunmazsa insanlar sağlık hizmeti ihtiyaçlarını kırık çıkıkçılarda gidermeye çalışırlarsa, bunun gibi irşad hizmeti yapan müftü, vaiz-vaize vs. bulunmaz ya da yeterlilik sahibi olmazsa, halk dini bilgilenme ihtiyacını büyücü, üfürükçü ve falcılar gibi batıl yollarla gidermeye çalışır. Bu durumun yol açacağı vahim sonuçları ise atalarımız “yarım doktor candan, yarım hoca dinden eder” atasözü ile en güzel şekilde ifade etmişlerdir.

A- EĞİTİM AÇISINDAN FORMASYON
Vaizede İlahiyat eğitimi yanında, sosyal konulara vukufiyet, günceli yakalama, entelektüel birikim de gerekmektedir. Bu donanıma sahip olmayan vaizeler halka karşı olumsuz davranabilmekte ve halkı eksik, yanlış veya yanlı bilgilendirebilmektedir. Bu vaizeler bağlı bulunduğu kurumun da halk nezdinde eleştirilmesine ve yıpranmasına neden olmaktadır.

B- HİTABET AÇISINDAN YETERLİLİK
Ses, ses ayarlama, diksiyon, mimik, jest, beden dilini kullanma gibi durumları içermektedir. Bazı vaizeler formasyon açısından yeterli olmakla birlikte, bu eksiklikler sebebiyle cemaatle iletişimi ve konunun aktarımında başarısız olmaktadır. Bu ise din hizmetinin verimini düşürmektedir. Dolayısıyla vaizelerin iletişim teknikleri açısından geliştirilmesi gerekir.

C- PSİKOLOJİK OLARAK HAZIRLANMA
Vaize görevinin halkla ilişkiler olduğunu bilmeli ve kendini buna hazır hissetmelidir. Daha önce mesleki motivasyonunu sağlamış olan vaizeler görevlerine adaptasyonda başarılı olmaktadırlar. Vaizeliği sadece memuriyet görevi olarak algılayanlar ise mesleki yaşamlarında hayal kırıklıkları yaşayabilmektedirler.
Ancak, dini bilgi ve eğitimle donanmış idealist hoca hanımlar mesleklerinin bidayetinde bazan bu ilimlerini aktaracak yeterli düzeyde dinleyicilerle karşılaşmadığından hayal kırıklığı yaşamış olsalar da; insanların dini öğrenmedeki istek ve ihtiyaçlarını müşahede ettikçe Cenab-ı Hakk’ın ;
“Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip, kötülüğü men eden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir” (Ali İmran-104) ayetinin muhatabı olduklarını bilmeleri vaizelere şevk verir. Zira onlar kadınların eğitilmesinin toplumun eğitilmesi demek olduğunun bilincindedirler.
Ayrıca vaize sunduğu konuların anlaşıldığını, pratize edildiğini, cemaatte görünce, karşılık olarak bu ona yetmektedir.
“Hocam vaazlarınıza geldikten sonra aile düzenim oturdu, boşanmadan vazgeçtim. kaynanamla daha iyi anlaşıyorum, çocuklara daha sevgiyle yaklaşıyorum, artık namazlarımı geçirmiyorum” vs şeklindeki ifadeler vaizenin sıkça duyduğu, onu mutlu eden cümlelerdir.
Diğer taraftan vaizelik bazan mesleki donanımı yüksek olan vaizeleri tatmin etmemekte, bilakis köreltmektedir. Bunda, mekan olarak çoğunlukla dini hizmetlerin az önce şartlarını ifade ettiğimiz camilere hapsedilmesi etkili olduğu gibi; halka ait sosyal, kültürel profilin yetersizliği de önemli bir etkendir.
Dolayısıyla vaizeler donanım açısından sınıflandırmaya tabi tutulabilmeli, statüsü ona göre belirlenmeli ve hitap ettiği kitlede de bu durum gözetilmelidir.

D- KURUMLA İLİŞKİLER
Halkımızın yarıdan çoğu bayan olduğu halde, bayanlar Diyanet İşleri Başkanlığının hizmetlerinden yeterince yararlanamamakta ve dini konularda aydınlanamamaktadırlar. Bu eksikliğin giderilebilmesinin temel taşlarından biri olarak Diyanet teşkilat yapısında bayanlara da yeterince yer verilmesi gerekmektedir. Bunun için de gerek merkezde gerekse il ve ilçe teşkilatlarda vaizelerin ve diğer İlahiyat Fakültesi mezunu bayanların, öncelikle akademik çalışması olanların görevlendirilmesi gerektiğine inanmaktayız. Bu imkanın verilmesi vaizenin başarısını artıracaktır.
Her ne kadar ilahiyat mezunu bayanlar vaize veya Kur’an Kursu öğretmeni olarak görev yapsalar da; teşkilatlarda bayan idareciler bulunmadığından, erkek idareciler bayanların ihtiyaçlarına ve sorunlarına yabancı kalmakta, vaizelerin önüne plan-proje koyamamaktadırlar. Bu hizmetler tamamen kişisel çabalar ölçüsünde yürütülmektedir.
Bayan din görevlisi sayısı vaizeler de dahil 2616’dır. Ülkemizdeki bayan nüfus sayısının yaklaşık kırk milyon olduğu gözönüne alındığında, bayan din görevlisi sayısının ne kadar yetersiz olduğunu takdirlerinize sunuyorum.

IV- KADIN SORUNLARI AÇISINDAN KARŞILAŞILAN PROBLEMLER
Vaize önce kendisi bir bayan olduğu için, vaizlerin karşılaşmadıkları bazı sorunlarla karşılaşabilmektedir.
Bunların başında, konuşmamın bidayetinde aktardığım ; vaizelere bir hoca hanım, meslektaş olmaktan çok kadın olarak değerlendirilmesi gelir. Hanımların çalışmasını henüz özümseyememiş çevrelerle muhatap olması da buna etkendir.
İkinci olarak, dini de olsa hala bayanların eğitiminin gereğine inanmayan bir kitlenin varlığını müşahede etmekteyiz.
Kadınlar namazını kılacak kadar dini bilsin, kocasına itaat etsin yeter anlayışı hala toplumumuzda ciddi bir yekün teşkil etmektedir.
Vaizelere gelen soruların arasında -kocası izin vermediği için- kocasından izin almadan vaaza gelirse günaha girip girmeyeceği sorusu da hala yer almaktadır.
Bazan gelen cemaat vaizeyi bir kurtarıcı gibi görüyor ve sorunlarını anlatmaya başlıyor. Kocasından şiddet gören hanımların yanında kayınvalidesinden şiddet gören hanımlar bu grupta yer almaktadır. Vaize bu tür kişilerin sadece sorularını cevaplamakla kalmamakta, sorunları paylaşmakta ve adeta psikolojik danışmanlık yapma durumunda kalmaktadır.

Kadriye Erdemli
Küçük Çekmece Bayan Vaizi 

Kaynak: http://ihyaca.wordpress.com/