Okulda Peygamberimiz ile ilgili bir anket yapalım dedik…Fakat sanırım biraz zor bir soru sorduk ki,anketimiz tek sorudan oluşmasına rağmen  çoğu kişi zorlandı…İşte anketimiz ve verilen cevaplar:

Soru:Allah’ın Habibim dediği kişi,Peygamberimiz(sav) tüm heybetiyle karşınızda duruyor olsaydı.Belki de hayatınızda yaşayabileceğiniz en nadide anı yaşıyor olsaydınız ve sadece bir soru hakkınız olsaydı,hangi soruyu sorardınız?

Cevaplar:

-O’na(sav) bir şey sormazdım.Çünkü kaybedecek bir salisem dahi yoktu.Soracağım soruların cevabı zaten karşımda duruyordu…Aklıma o an ne gelirse;mesela abdest suyu dökmek mesela bir bardak su vermek mesela müsaade buyursun sakalını taramak ve düşen bir sakal olursa onu mezarımda yanıma gömmelerini istemek,en basiti de O’na dokunmak olurdu.Ki buna basit demek ne kadar yakışık kalır onu da düşünmek gerek.O mükemmel insana 1 metre yakın olabilmek kolay kolay nasip olmamış sahabelere.Ben buna nail olursam sadece ama sadece en son yapacağım konuşmak olurdu.Çünkü vakit kaybedemezdim…

-Yanında kalabilir miyim diye sorardım.O an başka kimse aklıma gelmezdi herhalde.Yalnızca onun yanında olup onun gözleriyle dünyayı hatta evreni görmek isterdim.Anlamaya çalıştığım evren de silinirdi herhalde.Zaten onunla aklımdaki tüm sorular söylenmese bile hareketleriyle cevaplarını bulurdu.Yaşamama da gerek yok,yaslandığı bir kütük bile olsam yanında kalmak isterdim…

-İzniniz olursa size sarılabilir miyim,derdim.Kokusu bile bana yeterdi.Zaten görmüşüm,sarılmışım başka ne isterim?

-O’nun yanından ayrılmazdım.O’nun sevgisini kazanmak için elimden geleni yapardım…

-Ahir zamanda kardeşlerim diye iltifat ettiğiniz kişilerden olmak için ne yapmalıyım Ya Rasulallah,diye sorardım…

-“Cennette beni de yanınıza alır mısınız?” diye sorardım…

-O’nu gördüğümde heybetinden ve güzelliğinden söyleyecek söz bulamazdım.Ama bir şey söylememe de gerek kalmazdı çünkü Allah’ın izniyle benim sorularımın cevaplarını verirdi…

-Düşünürken bile tüylerim diken diken oldu.Sanırım oturur ağlardım…

-Çok heyecanlanırdım,bir şey soramazdım herhalde…

-Çok zor bir soru,bilemiyorum…

-Bayılırdım herhalde,söyleyecek bir şey bulamazdım…

-Son Peygamber olup,tüm insanlığa gönderilmenin nasıl bir his olduğunu sorardım…

-Peygamberimize(sav) yaşadığı bu zorluklara nasıl dayanabildiğini sorardım…

-İnsanlara nasıl bu kadar güvenebiliyorsunuz,diye sorardım…

-Cahiliye döneminde olsun İslamiyet Döneminde olsun,O’na karşı yapılan kötülüklere nasıl bukadar iyi niyetle karşılık verebilmiş,diye sorardım…

-Allah(cc)’ın cemalinin nasıl olduğunu sorardım…

-Peygamberimizi görsem ne soracağımı bilmiyorum fakat kendimi çok özel hissederdim…

-O’nun yaptıklarını,dediklerini örnek alarak,iyi ve erdemli insan olmak ve inançlı,dürüst bir hayat yaşamak en önemli güzellik ve amaç olmalı…Bu doğrultuda, Allah’ın elçisi olmak nasıl bir his,nasıl bir heyecan,insanlara doğru yolu göstermek nasıl bir şey,diye sorardım…

-Peygamber Efendimize onun gibi olabilmek için en çok nelere dikkat etmem gerektiğini sorardım.En çok da onun duasını almak isterdim…

-Peygamber Efendimiz karşımdayken nutkum tutulurdu,boğazım düğümlenirdi.Tek düşüncem onun yüzünü biraz daha görebilmek için neleri feda edebileceğim olurdu.Gül kokusunu içime çekerdim.Mübarek yüzünü,ellerini aklıma hiç unutmamak üzere kazırdım…

-İlk olarak O’nu görünce nutkum tutulurdu.Kendimi toparladıktan sonra O’nun o mübarek ellerinden öperdim ve O’na son peygamber olmanın nasıl bir duygu olduğunu,hayatının sonuna kadar nasıl bir toplum yaşantısı olduğunu sorardım.O’nun duasını almak isterdim.O’nun o gül kokusunu içime çekmek herhalde en güzel duygu olurdu…

 

Peki siz?Allah(cc)’ın “Habibim” dediği gül kokulu Peygamberimizi görseydiniz,siz ne cevap verirdiniz?

by pandoroma

 

Reklamlar