Bu nasıl bir dünya,hikayesi zor;

Mekanı bir satıh,zamanı vehim.

Bütün bu kainat muşamba dekor,

Bütün bir insanlık yalana teslim.

Aylarca gezindim,yıkık ve şaşkın,

Benliğim bir kazan ve aklım kepçe,

Deliler köyünden bir menzil aşkın,

Her fikir içimde bir kelepçe.

Niçin küçülüyor eşya uzakta?

Gözsüz görüyorum rüyada,nasıl?

Zamanın raksı ne,bir yuvarlakta?

Sonum varmış,onu öğrensem asıl?

Yalvardım:Gösterin bilmeceme yol!

Ey yedinci kat gök,esrarını aç!

Annemin duası,düş de perde ol!

Bir asa kes bana,ihtiyar ağaç!

Akrep,nokta nokta ruhumu sokmuş,

Mevsimden mevsime girdim böylece.

Gördüm ki,ateşte,cımbızda yokmuş,

Fikir çilesinden büyük işkence.

Ben ki,toz kanatlı bir kelebeğim,

Minicik gövdeme yüklü Kafdağı,

Bir zerreciğim ki,Arş’a gebeyim,

Dev sancılarımın budur kaynağı!

Ne yalanlarda var,ne hakikatta,

Gözümü yumdukça gördüğüm nakış.

Boşuna gezmişim,yok tabiatta,

İçimdeki kadar iniş ve çıkış.

Gece bir hendeğe düşercesine,

Birden kucağına düştüm gerçeğin.

Sanki erdim çetin bilmecesine,

Hem geçmiş zamanın hem geleceğin.

Atomlarda cümbüş,donanma şenlik;

Ve çevre çevre nur,çevre çevre nur.

İçiçe mimari,içiçe benlik;

Bildim seni ey Rab,bilinmez meşhur!

Kaçır beni ahenk,al beni birlik;

Artık barınamam gölge varlıkta.

Ver cüceye,onun olsun şairlik,

Şimdi gözüm büyük sanatkarlıkta.

Diz çök ey zorlu nefs,önümde diz çök!

Heybem hayat dolu,deste ve yumak.

Sen,bütün dalların birleştiği kök;

Biricik meselem,Sonsuza varmak…