“Göklerin ve yerin yaratılışında , gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için gerçekten açık,ibretli deliller vardır.” (Al-i İmran suresi,ayet 190)

Tefekkür;Allah(c.c.)’ın yarattıklarını düşünmektir.

Şüphe yok ki, aklı başında olan uyanık bir kimse bu alemi güzelce düşününce Cenab-ı Hakk’ın kudretini,ihtiyaçlardan münezzeh olduğunu hemen tasdik eder.Çünkü göklerin ve yerin yaradılışında, gece ile gündüzün gidip gelmesinde elbette akıl sahipleri için Hak Teala’nın varlığına, kudretinin kemaline, hakimiyetinin azametine dair açıkça deliller vardır.

Bu kainata ibret nazarıyla bakan her aklı selim sahibi,kainatın yaratıcısının varlığını,azamet ve kudretini tasdike mecbur olur.Bunları gafletle seyretmek insana yakışmaz.Her sabah doğan güneş, her gece semalarda parıldayıp duran milyonlarca yıldız, ibretli gözler için hikmetlerle doludur.Her biri bir alem,her biri kanun-ı ilahidir.

Ahirette çok feraha kavuşanlar,dünyada çok hüzün duyanlardır.Ahirette çok gülecek olanlar,dünyada çok ağlayanlardır.Ahirete en halis imanı götürenler, dünyada en çok tefekküre dalanlardır.

“Bir saat tefekkür etmek,bir gece namaz kılmaktan hayırlıdır.”(Camiu’l Ehadis ve’l-Merasil)

Resulullah(sav) tefekküre dalan bir topluluğa rastladı ve şöyle buyurdu: “Allah’ın yarattıkları hakkında düşünün, Allah(cc) hakkında düşünmeyin;çünkü siz O’nun büyüklüğünü hakkıyla takdir edemezsiniz.

Hasan Basri(r.a.) derdi ki:

“Bir saat tefekkür, bir gece boyu yapılan ibadetten hayırlıdır.Kimin bir sözü hikmet değilse o söz batıldır.Kimin susması tefekkür değilse hatadır.Kimin ki, bakışı ibret almak için değilse, o bir eğlencedir.”

Siz de gözlerinize ağlamayı(Allah için), kaplerinize tefekkürü adet edindirin.Dünyevi düşünceler ahireti perdeler.Bu durum salih kullar için bir azaptır.

Ahiret düşüncesi hikmeti doğurur,kalbi ihya eder.İbret nazarıyla(bakışıyla) tefekkür etmek, ilmi fazlalaştırır ve Allah korkusunu arttırır.Kişinin tefekkürü uzadıkça Allah ona bilmediklerini öğretir, o da bildikçe daha çok amel eder.

Kaynak:Miftahu’r-Rüşd