Ev dekore etmek çok güzel bir şey.İnsanın yaşadığı mekanı kendi zevkine göre döşemesi estetik olduğu kadar eğlenceli de…Ama bu konuda yanlışlarımız var sanki.Mesela evimizi dekore ederken  gözümüze hoş geliyor diye eşyaya hizmet edecek  bir düzen kurabiliyoruz.Ve bunu çoğunlukla farketmeden yapıyoruz.Sonucunda evin gözümüze hoş gelen görüntüsü zamanla sıradanlaşıyor ve geriye işlevsiz bir ev kalıyor.Tabi bir de işin dini boyutu var. “Helalin hesabı,haramın azabı var.” sözü konumuza fazlasıyla uyuyor.Eğer birkaç fazla eşyanın ne hesabı olacak diye düşünüyorsanız,gelin hikayemizi okuyalım…

Zenginin biri ölümden ve kabirdeki yalnızlıktan çok korkuyormuş. “Öldüğüm geceyi kim kabre girerek sabaha kadar benimle geçirirse servetimin yarısını ona bağışlıyorum” diye vasiyet etmiş. Öldüğünde “Kim birlikte kabre girip sabahlamak ister?” diye araştırmışlar. Kimse çıkmamış. Nihayet bir hamal,

-Benim sadece bir ipim var, kaybedecek bir şeyim yok. Sabaha kadar durursam zengin olurum.” diye düşünerek kabul etmiş.

Vefat eden zengin ile birlikte defnetmişler. Sorgu sual melekleri gelmiş. Bakmışlar kabirde bir ölü, bir canlı var. “Nasıl olsa bu ölü elimizde… Biz şu canlı olandan başlayalım” demişler ve hamalı sorgulamaya başlamışlar.

-O ip kimin? Nereden aldın? Niye aldın? Nasıl aldın? Nerelerde kullandın?”

Sabaha kadar sorgu sual devam etmiş, adamın hesabı bitmemiş. Sabahleyin kabirden çıkmış.

– Tamam, servetin yarısı senin, demişler.

– Aman, demiş hamal, istemem, kalsın. Ben, sabaha kadar bir ipin hesabını veremedim. O kadar servetin hesabını nasıl veririm?

Hayatını ve hayatın içerisinde istifade edilen lütufların hesabını vermek hafife alıncak şey değildir…

Peki evi dekore ederken nelere dikkat edebiliriz?

1-Öncelikle işe yaramayan eşyalardan uzak duralım.Böylece evimizi gereksiz eşyalardan arındırmış oluruz.Bir de işin temizlik yönü var.Fazladan temizlenen her gereksiz eşya vakit kaybı demek.

2-Dolabınızı biraz araştırırsanız giymediğiniz ya da küçülen eşyalarınızı görebilirsiniz.Sizin kullanmadığınız bu eşyalar başkalarının çok işine yarayabilir.

3-Kitap okuyan çoğu kişi kitaplarını vermez ve kendi kütüphanesini oluşturmaya çalışır.Ama çoğu kişi de o kitapları bir daha okumaz bile.Aldığınız kitapları kütüphanelere bağışlarsanız ya da arkadaşlarınızla paylaşırsanız başkalarının da kitapları okumasına vesile olmuş olursunuz.(Tabi sürekli kullandığınız kitapları verin demiyorum.).Maddi durumunuz iyiyse kendi kitaplarınızdan daha büyük çaplı, herkesin yararlanabileceği bir kütüphane de kurabilirsiniz…

Pandoroma’dan bu kadar , farklı fikirleriniz varsa paylaşırsanız memnun oluruz.

by pandoroma