İlahiyat Çıkmış Sorular (İslam İnanç Esasları)

Yorum bırakın

dersler

 

1-İmanın ikrar edilmesi ne demektir?

A)İçten hissedilenlerin planlanması

B)İçten hissedilenlerin gizlenmesi

C)İçten hissedilenlerin doğru algılanması

D)İçten hissedilenlerin davranışlara yansıması

E)İçten hissedilenlerin dille ifade edilmesi

 

2-Bütün peygamberlerin dini tebliğlerinde değişmeyen ortak nokta aşağıdakilerden hangisidir?

A)Ahlak esaslarının aynı olması

B)İbadet birliğinin olması

C)Geleneklere değer verilmesi

D)İnanç esaslarının aynı olması

E)Hukuki konulara yer verilmesi

 

3-Kuran-ı Kerim’de, insanların doğuştan sahip oldukları Allah inancı aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ifade edilir?

A)Hüccet

B)Fıtrat

C)Tasdik

D)İman

E)İslam

 

4-Eceli gelen insanların, ruhlarını almakla görevli ölüm meleği aşağıdakilerden hangisidir?

A)İsrafil

B)Mikail

C)Cebrail

D)Azrail

E)Hafaza

 

5-İlahi kitaplara iman etmek öncelikle aşağıdakilerden hangisine inanmanın bir gerekliliği ve sonucudur?

A)Kazaya inanmanın

B)Ahirete inanmanın

C)Meleklere inanmanın

D)Kadere inanmanın

E)Allah’a ve peygamberlerine inanmanın

 

6-Ahiret aleminin gerçekleşeceği ne tür bilgi ile bilinir?

A)Duyusal bilgiyle

B)Bilimsel bilgiyle

C)Gaybi bilgiyle

D)Sosyal bilgiyle

E)Fen bilgisiyle

 

7-İnsanların bir işi yapmaya karar verdikten sonra bu kararından vazgeçmesinin de bir kader olduğunu Müslümanlara öğreten sahabi kimdir?

A)Hz Ebu Bekir

B)Hz Ömer

C)Hz Osman

D)Ebu Hureyre

E)Hz Hamza

 

8-Selefilerin savunduğu insan fiillerine ilişkin anlayış aşağıdakilerden hangisidir?

A)İnsanların fiilleri üzerinde hiçbir ilahi etki yoktur.

B)İnsanlara ait fiilleri doğrudan doğruya Allah yaratır.

C)İnsanlara ait fiiller doğrudan doğruya kendileri, dolaylı olarak da Allah tarafından yaratılır.

D)İnsanlar, fiillerini irade ve kudretten yoksun olarak yapar.

E)İnsanların fiilleri yalnızca kendilerine nispet edilir.

 

9-İnsanlara ait fiillerin kaderin zorlayıcı etkisiyle meydana geldiğini savunan mezhep aşağıdakilerden hangisidir?

A)Ehl-i Sünnet

B)Eşariyye

C)Matüridiyye

D)Mutezile

E)Cebriyye

 

 

10-Bir inkar sebebi olarak zenginliğin şımarttığı kimseler için Kur’an’da kullanılan terim aşağıdakilerden hangisidir?

A)Müstez’af

B)Mel’e

C)Mütref

D)Bel’am

E)Müstekbir

Reklamlar

Seyr-i Süluk Nedir, Bu Yolda Mürşid-i Kamile Neden İhtiyaç Vardır?

Yorum bırakın

pandoroma 29

 

İlmi ledün yoluna intisab edip tarikata girmeye sülûk veya seyr-i sülûk, bu konuda irade gösterene de sâlik denmektedir. Seyr-i sülûktan maksat: cehaletten ilme, kötü huylardan güzel ahlaka, fena aleminden bekâ alemine yönelmektir. Bu noktada salike düşen; nefsini makam, hırs, haset, kibir, cimrilik, yalan, gıybet, zulüm gibi kötü davranışların cümlesinden temizlemek; bunlara mukabil ilim, hilm (yumuşak huyluluk), haya, zühd, takva, rıza, adalet gibi güzel huylarla süslemektir.

Bu yolculuğun tam anlamıyla gerçekleşmesi için Allah’a olan itikadın tam olması şarttır. Bu itikadı ayakta tutmak için de bir mürşid-i kâmile ihtiyaç vardır. Kendi kendime yol alırım zannına kapılan yanılmıştır. Zahir ilim buna kâfi gelmez.

Hz. Ali (k.v) diyor ki: “Allah’ı bilmek ve tanımak bütün ilimleri içinde toplayan bir şükür hazinesidir. Allah’ı tanımamak ise küfür alametidir. (Hz. İmam Ali (k.v) Divanı, syf 278)

İlmin başı Allah’ı tanımaktır. Gerisi kültürdür. Çünkü Allah’ı tanıyan her şeyi tanımış olur. Bu da ancak bu ilmi tahsil etmiş bir mürşid-i kâmile tâbi olmakla elde edilebilir. Abdülkadir Geylani (k.s) hazretlerinin bu konuyla ilgili şu nasihatlerini hatırlatmak yerinde olacaktır:

“Mürşid-i kâmilin rehberliği olmadan kendini terbiye etmeye çalışan kişi, temelsiz bina kurmaya kalkışmış gibi olur. Faziletli kişilerin terbiye edip mukaddes sütten gıdasını vermediği kişi, sokak ortasına bırakılan sahipsiz bir çocuk gibidir. Eğer kişi, uyanık ve dirayetli bir mürşidin elinden takva elbisesini giymezse, nefsinin tuzağına düşmüş olur. Nefsi onu istediği gibi oynatır ve aşağılık durumlara sürükler. Bunun aksine sağlam bir kulpa yapışan kimseye de, kendi varlığının sırları zahir olur, sonsuz nimet ve lezzetlere gark olur. Nefsinin peşine düşüp de mürşidini dinlemeyen kişi gerçekten nasipsizdir. Eğer kişi teslim-i tâmme (tam bir teslimiyet) hasletini taşırsa muvaffak olur, aksi halde ettiğini bulur.” (Cevherden Gerdanlıklar, syf. 49)

Rasûl-i Ekrem (s.a.v) buyurmuştur ki:

“Kavmi (cemaati) içinde mürşid, ümmeti içinde nebi gibidir.” (Keşfü’l Hafâ, c.2,s. 17,h. 1576)

Hz. Mevlana (k.s) bu hadisi şöyle tefsir etmiştir:”Mürşid-i kâmil, kendi asrında ve kavmi arasında yaptığı vazife itibarıyla peygamber gibidir. Böyle zevat-ı kiram halk içinde yıldızlar mesabesindedir.” (Mesnevi,c.2,s. 339)

Mürşid-i kâmiller, peygamberlerin varisleridir. Peygamberlerin yaptıkları gibi insanlara dinlerini öğretirler. Güzel ahlakları ve edepleriyle insanlara örnek olurlar; yol gösterir ve bilmediklerini öğretmeye çalışırlar. Kendilerine saygı duyulur. Manevi ilimlerinden ve irfanlarından istifade edilir. Bu durum; onların zenginlik, şöhret, makam ve herhangi bir dünyevi varlığından değil, ilminin çokluğu ve ahlakının güzelliğindendir. Zira Cenâb-ı Hakk’ın: “Bilmediklerinizi zikir ehlinden öğreniniz.” (Enbiya Sûresi, ayet7) emri buna işaret eder.

Bir hadis-i şerifte mealen şöyle buyurulur:

“Nefsim yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, bir kula kendisinden, ana-babasından, çocuklarından, bütün insanlardan daha sevgili olmadığım müddetçe o kul tam iman etmiş olamaz.”Bunu duyan Hz. Ömer (r.a) efendimiz: “Ya Rasûlallah, ben seni nefsimden de daha çok seviyorum.” deyince Peygamber efendimiz (s.a.v) buyurdu ki: “İşte, şimdi imanın kemale erdi.” (Câmiu’l-Ehâdis, h. 1197)

“Kişi sevdiğiyle beraberdir.”(Tirmizi, Buhari, Müslim, Ebu Davud)

Güzel olanı sevenler güzel olurlar. Çünkü “Ey iman edenler, sadıklarla beraber olun.” emr-i ilâhisi ile bu mübarek hadis-i şerif birbirini tamamlamaktadır. Bütün bunlar bir mürşid-i kâmile intisap etmenin lüzumuna işaret eder.

Kaynak: Miftâhu’l-Usûl

https://ihyaca.wordpress.com/

İLK DÖNEM İSLAM TARİHİ ÇIKMIŞ SORULAR

Yorum bırakın

pandoroma 47

 

1-Savaşın ve kan dökmenin yasak olduğu haram aylar aşağıdakilerden hangisinde birlikte ve doğru olarak sıralanmıştır?

A)Zilkade,Zilhicce, Muharrem,Recep

B)Recep,Şaban, Ramazan,Şevval

C)Zilkade,Zilhicce,Muharrem,Recep

D)Muharrem,Ramazan,Şevval, Zilkade

E)Zilkade,Zilhicce, Rebiülevvel,Rebiülahir

 

2-İslam’dan önce Arap müşriklerinin taptığı aşağıdaki putlardan hangisi Taif’te bulunmaktadır?

A) Lat

B)Menat

C)Uzza

D)İsaf ve Sakif

E)Hübel

 

3-İslam öncesi dönemde putperest olmadıkları gibi, Yahudilik ve Hristiyanlığı da benimsemeyen , Hz İbrahim’den gelen tevhid inancına bağlı kimselere verilen isimdir?

A)Ehabiş

B)Hanif

C)Mutayyebin

D)Halif

E)Ahlaf

 

4-Arap yarımadasındaki panayırlar içerisinde ticari faaliyetler yanında özellikle esirlerin fidyelerinin ödendiği ve kısas cezalarının uygulandığı fuar hangisidir?

A)Mecenne

B)Ukaz

C)Hubaşe

D)Dumetülcendel

E)Zülmecaz

 

5-Risaletinden önce Hz Peygamber’in Ukaz panayırında dinlediği, tevhid inancına vurgu yapan ve yakında gelecek peygamberi müjdeleyen konuşma kime aittir?

A)Hz Ebu Bekir

B)İmruul Kays b Hucr

C)Hassan b Sabit

D)Kus b Saide el-İyadi

E)Varaka b Nevfel

 

6-Aşağıdakilerden hangisi Hz Hatice’nin Hz Peygamber ile evlenmek istemesindeki en önemli nedendir?

A)Hz Peygamber’in başarılı bir tacir olması

B)Ekonomik durumunun iyi olması

C)İyi ahlak sahibi, güvenilir ve dürüst olması

D)Maddi desteğe ihtiyaç duyması

E)Asil bir aileden gelmiş olması

 

7-Hz Peygamber’in Hz Hatice ile evliliği ve ilk vahyin gelişi arasında kaç yıl fark vardır?

A)15

B)12

C)11

D)10

E)5

 

Gavsül Azam Abdülkadir Geylani Hazretleri’nden Sohbetler

Yorum bırakın

aaaaaa pandoroma

 

Kalbini dünya sevgisinden temizle. Onu çırılçıplak hale getir. Acıkdır. Susat. Ta ki, Aziz ve Celil olan Allah onu giydirsin, yedirsin, içirsin. Zahirini de, batınını da O’na teslim et. Tasalanma. Sen senlikten çık. Enaniyet ve benliğini erit. Kayıtsız- şartsız Allah’a teslim ol. Ebediyyen tasasız bir amele gibi ol. Sen, hep çalış. İşin akıbetini Allah’a bırak. Zira dünya çalışma yeridir. Ahiret ise ücret alma yeridir. Bahşiş-ihsan alma yeridir. Hediye alma yeridir. Salih kişiler için umumiyetle durum böyledir…

Abdülkadir Geylani Hazretleri

Abdülkadir Geylani Hazretlerinden

Yorum bırakın

Müslüman anime

 

Sabır, İzzet ve Celal sahibi Allah’ın ezelde takdir etmiş bulunduğu ve mahlukatdan hiçbir kimsenin bozamayacağı kaza ve kadere kendi gönül rızasıyla uymaktır.

Abdülkadir Geylani Hazretleri

Abdülkadir Geylani Hazretlerinden Sohbetler

Yorum bırakın

yağmur bulutları pandoroma

 

Günahlarınız gökden yağan yağmur damlaları kadar çok. O halde, her an yapacağınız tevbeleriniz de günahlarınıza denk olsun…

Abdülkadir Geylani Hazretleri (Soru-Cevap)

Yorum bırakın

pandoroma 95

 

SULTAN GAVSÜL AZAM EŞ-ŞEYH ES-SEYYİD ABDÜLKADİR GEYLANİ HAZRETLERİ KİMDİR?

-Zamanın kutbu, sultanü’levliya Abdülkadir Geylani Hazretleri (ks) , Hicri 470’de (Miladi 1077) Hazar denizi Cenûbundaki Gîylân eyaletinde dünyaya geldi. Nesebi hem ana, hem de baba tarafından peygamberimize dayanır. Babası Hz Hasan(ra); anası Hz Hüseyin(ra) neslindendir. Ayrıca Hz Ebubekir(ra), Hz Ömer(ra) ve Hz Osman(ra) ile de akrabalığı vardır.

Geylani Hazretlerinin taa çocukluk devresinden son nefesine kadar, Peygamber(sav) efendimiz ve ashabın tuttuğu yola aykırı tek hareket görülmemiştir.

ABDÜLKADİR GEYLANİ HAZRETLERİ VE KADİRİLİK TARİKATİ

-Abdülkadir Geylani Hazretleri Kadiri tarikatinin kurucusudur, piridir,sultanıdır. Evliyaların sultanı diye de bilinir. Allahu Teala kendisine mahsus bir makam vermiştir. Allahu Teala’dan ve gerekli silsileden geçen feyiz Abdülkadir Geylani Hazretlerinden geçmeden diğer pirlere, evliyalara dağılmaz. Bundan dolayı hangi büyük evliyaya, alime baksanız Abdülkadir Geylani Hazretlerinden bahseder.

Nücebadan olsun, kutuplardan olsun, her kime feyizlerin ve bereketlerin ulaşması varsa onun mübarek vasıtasıyla ulaşmaktadır. Çünkü bu büyük makam, ondan başkasına müyesser olmadı. Bundandır ki, şu şiiri söylemiştir:

“Önceki güneşlerin hepsi battı ve gitti,

Bizim güneşimizse, batmayacak ebedi.”

Abdulkadir Geylani(ra):

“Ayağım bütün velilerin boynu üzeredir.” demiştir. O bu sözü söylediğinde, yeryüzündeki bütün veliler boyunlarını ona doğru uzattılar.

O anda boynunu uzatanlardan biri Ahmed er Rufai(ks)’dir. Ona niçin böyle yaptığını sorduklarında şöyle dedi:

“Şu anda Şeyh Abdulkadir Bağdat’ta, ayağım her velinin boynu üzerindedir, diyor.”

Ahmed er Rufai(ks): “O bu sözü manevi emirle söyledi.” dedi

İsterseniz YUNUS EMRE’nin  Abdülkadir Geylani Hazretleri hakkındaki şiirine, kulak verelim:

YUNUS EMRE:

 

SEYYAH OLUP ŞU ALEMİ ARARSAN

Seyyah olup şu alemi ararsan,

Abdülkadir gibi bir er bulunmaz.

Ceddi Muhammed’dir eğer sorarsan,

Abdülkadir gibi bir er bulunmaz.

 

Çevre gelip dervişleri derilir,

Erkanile usulleri sürülür,

Kudretinden nasipleri verilir,

Abdülkadir gibi bir er bulunmaz.

 

Mevla’m yüce devlet vermiş başına,

Meşgul olmuş Yaradan’ın işine,

Mevla’sının Resulüne aşina,

Abdülkadir gibi er bulunmaz.

 

Giderler gazaya çalarlar satır,

Daima yaparlar hoş gönül-hatır,

Bağdat’da türbesi nur olmuş yatır,

Abdülkadir gibi bir er bulunmaz.

 

by pandoroma

Yararlanılan Kaynaklar: Miftahur Rüşd

Gavs-ı Azam Seyyid Abdülkadir Geylani’nin Sohbetleri

Gunyet’üt Talibin( Abdülkadir Geylani Hazretleri)

 

 

Older Entries

%d blogcu bunu beğendi: